Dedem'e...

Sende bilirsin dedem; her akşam masanda duran rakının suyunu içmekti keyfimiz, meze yaptığın domatesler dünyadaki en tatlı domateslerdi. Annemin denize göndermediği zaman bizler için doldurduğun leğenler dünyanın hiçbir denizine değişilmezdi. Anneanneniz yokken bir sesinizi duyayım diye tatlı kaçamakları yapmadı kimse bizim için. Her cumartesi saat 11 oldu mu şaşmazdı telefonların. “ Aslınazım” demezdi senden başka hiç kimse bana.

Beyaz takım elbisen ve kaza geçirdiğinde anlında oluşan yara izin hiç kimseye yakışmazdı sana yakıştığı kadar. Onca yokluğa, onca kaybedişe, onca sıkıntıya, üzüntüye rağmen hiç kaybetmedin dimdik duruşunu, mertliğini.

Hatırlar mısın et yemediğim için Muğla –Kütahya yolunda bana sinirlenip kızdığında dünyanın en tatlı insanı yine sendin. İlk defa o kadar kızmıştın bana “Şımarıklık yapma” diye azarlamıştın ama için el vermemişti aç kalmama, gözyaşlarıma ne yapıp edip patates yemeği bulmuştun. Yedirmiştin. En güzel atıştırmalıkları sen yapardın, en güzel karpuzu, kavunu sen alırdın sen keserdin. Her şeyin en iyisi olsun isterdin. Bir şey mi bozduk, bir şey mi kırdık. Olsun sizden önemlimi canınız sağ olsun derdin. Kollardın, kucaklardın, sevginin en içtenini, en sıcağını gösterirdin.


Yaşamımın 20 yılındaydın dedem. Seni nasıl, hangi cümleyle anlatayım...

Zamanla sağlığın bozulmaya başladı. Önce dizlerin sorun oldu, protezler takıldı ama olmadı. Dimdik değildin artık. Ardından “Siroz” dediler. Senin yanındaki ayrılmaz arkadaşın sandığımız rakın kalleşlik etmişti sana. İçkinin kokusunu bile duymayacak dediler dinlemedin. Dinlediğinde geç bile kalmıştın. 6 ay – 1 yıl yaşar dediler. Tam 8 yıl yaşadın dedem. Çektiğin acıları biz bilemedik. Sonra yavaş yavaş aklında oyunlar oynamaya başladı sana. Tanımadın bizleri.

Bilmem hatırlar mısın bir gün bana “Kızın sen kimin kızısın” , “Okuyor musun?” demiştin. Sana anlattım senin torununum dedim. İstanbul’da okuyorum” dediğimde. “Aferim oku tabi ki” demiştin. Sen bilmezdin ama hiçbir zaman o kadar kötü hissetmemiştim kendimi. Hiçbir zaman o kadar ağlamamıştım. Tanımamıştın beni. Sen gibi kimse “Prensesim” demez ya bana. Tanımamıştın “Prensesini”. Son kez kışın ablamla tatilden dönüşte vedalaşalım istedik. Elini öptürmedin. Hatta gidin hadi dedin. Son görüşümüz oldu zaten o seni. Daha yaz var derken yaza çıkamadın dedem.

Tarih 05.05.2006’yı gösterdiği gün okuldan eve geldim. Annem “Deden hastaymış” , “Durumu iyi değilmiş” dedi. Akşamında teyzemle yine konuşunca “Abla ağzından kan geldi” dediğinde annem anlamıştı artık. Gece boyu çırpındılar sana gelebilmek için. Sabaha bilet bulduklarında annemde yetişemedi sana. 5 Mayıs’ı 6 Mayıs’a bağlayan gece tam ezan vaktinde gitti dediler. Annem babam geldi ama gelemedik seni bir kez daha görmeye. 3 torununda yoktu cenazende. Ancak tatile kısmet olmuştu mezarına gelmek.

Görmeni istediğimiz çok şeyi göremedin dedem.

Hep derdin “Ben prensesime güveniyorum. Okuyacak” diye. Okudum dedem okuyorum. Mezuniyetime anneannem geldiğinde daha 40 gün olmuştu seni kaybedeli. Ağlamışlardı tüm tören boyu. Akıllarına hem sen hem ben geldim. İşte istediğini yapmıştım. Bitirmiştim okulu. Senin için, seni düşünerek aldım diplomamı. Biliyordum bir yerden gülümsüyordun bana.”Aferin prensesim” diyordun. “Biliyordum başaracağına” diyordun.

Teyzemin çocuğu olmasını hep isterdin işte oldu dedem. Deniz’imiz. Her gün resimlerine bakarak büyüyecek. Ne yazık ki seni tanıyamayacak ama bil ki hep hatırlayacak seni.

Ablam evlensin isterdin. O da oldu dedem. Biz yine ağladık o evlenirken. Yanımızdaydın yine biliyorduk

Hani anneme demiştin ya. “Bu çocuk 4 4’lük.Kim yetiştirdi bu çocuğu” diye. İnanmamıştın kızının çocuğu olduğuna. “Çakal’ın Ogiş’in” de büyüdü dedem. Oda okuyacak oda başaracak ve onun başarılarında yine yanımızda olacaksın.

Bugün sen gideli 2 yıl olmuş.


Zamanla alışırmış ölümede herşeye olduğu gibi. Hiç bir acı taze kalmazmış. Hayat devam edermiş doğru. Ama aklımızdasın daima...

Son nefesini verirken bir yerleri işaret etmişsin hep. Teyzem sormuş. “Babam Hızır mı geldi” diye. Kafa sallamışsın “Evet” diye… Dün yine hıdrellezdi dedem. Dileklerimiz dualarımız yine sanaydı. Rahat uyu, mekanın cennet olsun. Anneannem bize emanet…

Olmasan da, göremesek de seni seviyoruz canım dedem.

“Prensesin” / 06.05.08

Dilek'teyiz...


Geçen hafta Başak’a gittikten sonra malum İzmir’in havası, suyu tadına doyamadık bu haftada Dilek’e gidelim dedik blog günü için. Gerçi ben yine her zamanki gibi geç kaldım ama bu sefer benim suçum değil. OmAr dedim hazır gelmişin bak ben yolu bilmiyorum gelin beni Beşiktaş iskelesinden alın dedim. Tamam, saat 3’de ordayım dedi. Mcs’de gelecek dedi. Saat 3 oldu,3.30 oldu,4 oldu. Hatta sanırım 4’ü 10 filan geçiyordu ki geldi. Bide suçu trene attı:):) Sonra bekle bekle Mcs gelsin dedik oda ekti bizi gelemezmiş ta İzmir’den:)


Neyse aldı beni götürdü Dilek’e. Herkesler gelmiş, kurulmuş, oturmuş tam yiyip içeceklerken elimde ki çiğköftelerle girdim içeriye:) Söz vermiştim geçen haftadan gerçi OmAr yolda yolluk niyetine yarısını yedi ama:) Neyse Dilek sağ olsun vizelerine rağmen döktürmüş. Sarmalar, semizotları:) 20 yılını Muğla dolaylarında tatil yaparak geçiren bir insan olarak bayılırım semizotuna:) Hepsi muhteşemdi.

Yedik içtik azda şöyle köşeden dedi kodu yapalım:)

Efendim Dilek çok titizmiş öncelikle yaşasın dedim benim gibi birisinin daha olması beni çok sevindirdi. Temizlik, titizlik, düzen gibisi var mı? Ki ev çamaşursuyu kokuyordu süperdi:) Ayrıca benim gibi dışarıda çok fazla yemek yiyemiyormuş:) İlla titizlik yani:)

Bloğu ise tam bir gezelim görelim kıvamında. Bir bakıyorsunuz İzmir’de Dilek, bir bakmışsınız Yunanistan’da galiba:) (Yanlış biliyor da olabilirim). Bir bakmışsınız müzelerde, bir bakmışsınız Çeşme’de deniz keyfinde. Bir bakmışsınız ders çalışıyor, vizelere çalışıyor Mühendis Hanım, bir bakmışsınız konserlerde, gezmelerde Başak’la:) Biraz zorlamayla açmışta olsa da Güncel Güncesiyle yazılarına devam ediyor sevgili Dilek… Sizde dahasını istiyorsanız sizi şuraya alalım:)

…Dilek Çetin...

Sık sık çalışmaları sebebiyle yazmasına ara verdiğinden biliyorum ki çok çalışkan bir arkadaşımız. O yüzden emeklerinin çalışmalarının karşılığını alması dileğiyle… Başarılar diliyorum inşallah okulda ve sonrasında başarıların devam eder Dilek’cim…


Her şey gönlünce olsun…