Naneli Yoğurt Yiyelim:)

Az evvel Sevili Tozlu Defter'in bloğuna baktığımda naneli yoğurt yemenin keyfini anlatmış..açıkcası nasıl canım çekti anlatamam gece gece kalkıp naneli yoğurt yaptım kendime içine kırmızı biberde atacaktım ama kalmamış:)tavsiye ederim süper oluyor:)

Yuppi Yaaaaa:)

Hepiniz burda ders çalışamam lazım,ben bu sınavlardan geçemem kesin kaldım hiç çalışmadım mızıltılarımı duymuştunuz...ama az evvel açıklandığını duydum korka korka baktım ve süprizzzzzzzzzz geçmişim sınavlardan:) Bugün bütün iyi haberler üst üste geldi..zaten dinlenerekten yavaş yavaş düzeldim bu bi müjde benim için...sonra bizim kuzen kısmetse iki üç gün içinde dünyaya gözlerini açacakmış..onun mutlu haberini aldık...:) şimdide bu haber:) artık İşletme 4. sınıf öğrencisiyim:) süper mutluyum ya allah bozmasın bu halimi:)

Aslı Cadısından Son Durum:)

Dün saat 2 den sonra izin alıp eve gidip yattım uyudum dinlendim..şimdi daha iyiyim:) gerek msnden gerek mail yoluyla gerek burda gerekse arayarak hatrımı soran herkese çok teşekkürler:) bugün daha iyiyim yinede bi kırıklık var ama onuda haftasonu uyuyarak ve bol bol dinlenerek üstümden atacağım inşallah:)

Kendime Yakışanı Buldum:)

Dakikada kaç kere hapşurduğumu sayamaz hallerdeyim..üşüyorum benim yatıp dinlenmeye ve bol bol terlemeye ihtiyacım var ama çalışıyorum offf yarın daha cuma,keşke bugün cuma olsaydı:( neyse düşünürken düşünrken aklıma kendime en uygun şarkı geldi:) hem anmış da olayım sevgili Barış Abi'yi..Nur İçinde yatsın...

haaa haaa haaa hapşuuuuuuuuuuuuuuuu:(



İmeem allah cezanı versin kıl ettin gıcıkmısın nesin uğraşamıcam senle...

İstanbul'da Semt Adları Değişiyormuş:):)

Acıbadem ..... Hacıadem.
Aksaray ..... AKPsaray.
Arnavutköy ..... Arapköy.
Ataköy ..... Adakköy.
Avcılar ..... Hacılar.
Ayşekadın .....
Türbanlı Ayşe Kadın.
Bağlarbaşı ..... Bağlabaşını.
Bakırköy ..... Bakirköy.
Bebek ..... Nurtopu.
Beyoğlu ..... Yobazoğlu.
Çarşamba ..... Cuma.
Doğancılar ..... Erdoğancılar.
Etiler ..... Emeviler.
Etyemez ..... Domuzetiyemez.
Fatih ..... Vahdettin.
Feneryolu ..... Ampulyolu.
Fındıklı ..... Zındıklı.
Galata ..... Galata-Port.
Habipler ..... İmamhatipliler.
Harbiye ..... Takıyye.
Harem ..... Namahrem.
Haydarpaşa ..... Haşama.
İkitelli ..... İkifesli.
Kandilli ..... Ampullü.
Kartal ..... Deve.
Kurtuluş ..... Kurtuluş İslam'da.
Kasımpaşa ..... Tayyippaşa.
Kızıltoprak ..... Yeşiltoprak.
Mahmutpaşa ..... Mahmuthoca.
Mecidiyeköy ..... Dolarköy.
Merter ..... Mehter.
Moda ..... Tesettür.
Nişantaşı ..... Nurtaşı.
Okmeydanı ..... Recmmeydanı.
Pangaltı ..... Finans Kurumu Altı.
Paşabahçe ..... Hocabahçe.
Paşalimanı ..... Paşa Port.
Salıpazarı ..... Cumapazarı.
Sarıgazi ..... Sarıklıgazi.
Selamsız ..... Selamünaleykümlü.
Sultanbeyli ..... Şeriatbelli.
Tarabya ..... Takunya.
Tarlabaşı ..... Açmabaşı.
Ulus ..... Ümmet.
Unkapanı ..... Unakıtanı.
Ümraniye ..... Ümmetçiye.
Yedikule ..... Seven- Towers.
Zeytinburnu ..... Hurmaburnu.
Mailime gelen bu maili sizlede paylaşmak istedim ben çok güldüm sabah sabah:):):)

Durum Kötü Fena Vahim...

Hasta olmaktan nefret ediyorum...

ama

HAS-TA-YIM :(:(:(:(

o kadar feciyimki gece gece nöbetçi eczane arayacak kadar:(:(:( öfffffffffff:(

hadi yattım ben eyvallah bilog:)

Olay Sayemde Açıklığa Kavuştu:)

Aslı Cadısı Olay Yerinden Bildiriyor:) yazımdaki olayı çözmüş bulunmaktayım:):)

Efendim Cumhuriyet Gazetesinin karşısında bulunan İtalyan Musevi Mezarlığının(Cevahirin karşısındaki mezarlık) duvar dibine şüpheli bi çanta bırakılmış..İhbar üzerine polis gazeteye çıkan yolların giriş ve çıkışını kapatmış..biride bizim sokak olur diyecektimki zaten gazete girişi bizim sokakta:):):)Yoğun güvenlik önlemleri alınmış dediği yerden adamlar geçiyolardı nasıl güvenlik önlemiyse ayrıca zaten geniş ve yoğun güvenlik önlemi alımış olsaydı bizim işyerinide boşaltırlardı:):) boşaltmadıklarına göre yoğun değilmiş önlemler:):)neyse özel kıyafetli bomba uzmanları "ak-el" adı verilen sinyal bozucu ve fünyeyle çantayı patlatmış...içindende gıda maddeleri çıkmış:):):) gitti nimetler:):)

Ps:Böylece sayemde bir olay daha açıklık kazandı mükemmelmiyim ne:):)dedetktif olacak kızım yawww:):)

Kaynak

Önce Onur'un Keli...Ve Motorrrrrrrrrrr:)

her ne kadar arayıp istediğim resim bu olmasada yakın bişi bu sölemek istediğime..şimdi malum her salı olduğu gibi oturduk izliyoruz Binbir Gece'yi..ne zamanki onur şehrazatın kapısına geldi kapıyı hani mihriban açtı işte o sahnede Derya'cımdan msj geldi işte Aslı dediğim buydu gördünmü onurun tipini:):) şöleki biz bunu hep konusurduk o sahneyi ama ben bi türlü dikkat etmezdim:):) dün kapı çalınca pür dikkat kesildim ve kızın ne demek istediğini anladım..farkettinizmi hiç Onur ne zaman Şehrazatın kapısına gelse..kapı açılır Onur önce yere ayak uçlarına bakar ve biz Halit Ergenç'in kelini görürüz en önce sonra kaldırır kafayı yavaştan öyle bakar:):):) ya acaba yönetmenmi diyor bunu yada senaristmi yazıyor.Sorarım size:)

Yönetmen: Halit ey kafanı evet eyyy eyy eyyy yakın plan giriyorum önce kelin önce kelin gözükecek motorrrrrrr:):)

Senarist: Sahne 1546756825

Onur Şehrazatın kapısına gider.

Kapıyı çalar.

kapı açılır.

önce Onur'un kelini görürüz.

Sonra hafiften mağrur ve grurlu bakışını atar

(kapıdaki şehrazattır) ve "Şehrazat" :) der...



Karar Verdim Soğuk Almışım:)

Girp oldum diyemiyeceğim... Grip Mi Oldunuz..?, Soğuk Mu Aldınız...? yazımda bahsetmiştim sakın karıştırmayında demiştim nitekim dersime çalıştım aradım taradım karar verdim soğuk almışım.. Ateşim filan yok ama üşüyorum..sıklıkla hapşuruyorum.. burnum tıkanıyor ama akmıyor çünkü ben sinüzitli bi cadıyım benim burnum kolay kolay akmaz:(sesim çatal çatal çıkıyor ama şarkı söyleyince kulağıma bi hoş geldi nedense:) ve ben doktora gitmek istiyorum ama doktorumunda Grey's Anatomy'deki Dr. Derek Shepherd olmasını istiyorum..yada çakma Grey's Anatomy olan Doktorlar'daki Dr. Levent Atahanlı'yı istiyorum..çokmu şey istiyorum acaba...? :):):)

Aslı Cadısı Olay Yerinden Bildiriyor:)


ben şahsen,bizzat ve kendim olarak şişlide Cumhuriyet Gazetesinin sokağında çalışmaktayım..komşu sayılırız gazeteyle saat 11:10 civarlarında bankaya gitmek için ofisten çıktım olay mahalinden ters yöne giderken Mng kargo tişörtlü bi abi kapımızın önünden geçen yaşlı teyzelere o tarafa gitmeyin Bomba varmış dedi..çevirdim kafamı bi baktım böle polis kırmızı beyaz bantla sokağa girişi kesmiş...sordum kargocu abiye ne varmış diye bomba varmış dedi..neyse kaçayım dedim aşağıya yürüdüm gazeteciler ellerinde kamera ile yukarı doğru gidiyodu...Saat 11:50 civarında ofise döndüğümde sokağı açmışlardı...şimdi soru:

1) gerçekten bomba mı vardı ( Cumhuriyet Gazetesine daha evvel konduğunu varsayarsak olması kuvvetle muhtemel)

2)peki bomba vardıysa ne çabuk çözüldü olay 40 dk'da...

3) Bomba vardıysa niye kalabalık yoktu ( milletce çok meraklıyız ya )

4) bomba vardıysa niye çevre işyerlerini boşalıp evlerine yollamadılar ( ne güzel erkenden kaçardık )

5) kargocu abi bizimi kekledi?

6) niye hiçbi gazete son dk haberi girmedi.. ? ( okadar çekim yaptılar )
7) Cadılığı bırakıp dedektifliğemi başlasam...?

8)Bunlar bi çelişkimi ben kimim nerdeyim..? :):):):



Ps 1: gerçekten ne olduğuna dair bişi duyarsanız banada haber verin:):):)

Ps 2: bu arada ben bu Aslı Cadısına bayıldım..OmAr Saol:):):)

Recep Tayyip Erdoğan'a Ramazan Şakası:):)


Geçen akşam kardeşimle gezmeye çıktığımızda karıştırdım şöle bi Pengueni ilk sayfayı açınca görüp okudukta çok gülmüştük ama bi yandanda yoktur canım biri bunu buraya koymuştur demiştik..demekki penguenin içindeymiş:):)Doğruymuş:):):)

Anne Ben Manyak Oldum:)

yaw burda güzel güzel mimlemiş kendimi yatmışım saat 3 bi uyandım nasıl bir hapşurukla..dedim noluyo beeee:) neyse hapşurdum tıksırdım derken saat 4 gibi uyumuşum:) sonra kedimin tıksırmasıyla uyandım salak tüğlerini temizlerken boğazına tüğ kaçmış:):):) neyse tam uyudum annem sahura kaldırdı hadi onada eyvallah dedim yedim yattım..yok uyumak ne mümkün bu defada sağ elimi iki yerinden sinek ıssırdı yetmezmiş gibi kulağımın dibinde vızzzzzzzzzz vızzzzzzzzzzz diye döndü durdu aklıma Gülse Birsel geldi ne alaka demeyin onunda Yolculuk Nereye Hemşerim kitabında benzer bi olay vardı o sineğe Nikita adını takmıştı... :) :) :) hadi onada eyvallah dedim ama farkındaysanız çokta uyuduğum söylenemez..derken ezan sesiyle uyandım.. şimdi bizim ev iki cami arasında:) biri başladı okumaya sonra diğeride başladı ve farkettimki bi hoca diğerinin okumasını bekliyo bi biri okuyo aynı kısmı bi biri:) artık biri bilmiyodu kesin yani emin oldum:) sonra asıl bomba geliyor az evvel Kendimi mimliyorum konusunun yorumunda burjin'e de dediğim gibi ben bir tiziano manyağıyım ya:) akşamda en son onu dinleyip uyudum nasıl bilinç altıysa onca uyanmanın yanında saklamışım beynimde rüya görmeye başladım:) rüyamda nerden geldiğini anlamadığım bi şekilde ablam ben ve tiziano varız ve arkadaş türkiyede( gelmiyo ya anca rüyamda görürüm):) neyse benle konuşuyo ediyo bi bakıyorum ablammm bak benim öz ablam ayartıyo adamı:):):) ama ben nasılım nasıl yaparsın filan oldum yani..abla katili olacaktım:):) ayartıyo hadi yaptı diyorum ötekide az şerefsiz değilmiş nasıl ayarıldı öyle :):):) kalbime taş basıp kabulleniyorum resimimizi çek bari diyorum ablama önce tamam diyo sonra makinayı veriyo anneme oda giriyo kareye artık siz düşünün gerisini tam abla katili olacakken telefonun alarmı çaldı...aslı cadısı dön gerçek dünyaya der gibiydi:):) bi baktım alt dudağım şişmiş annem dedi kime sinirlendin anneannen sinirlenince şişer dudağı dedi dedim ablama:):):) ve ablamı aradım demin sabah sabah sen ne utanmaz birisin evli barklı kadın utanmıyomusun benim aşkımı ayartmaya diye...noluyo beeee dedi manyakmısın sen diyo dedim böle böle yaptın ne işim olur be allahın İtalyanıylla dedi rahatladım:):) Şahanında dediği gibi "ANNE BEN MANYAK OLDUM"

Herkese keyfili bir gün dilerim... :)

Kendimi Mimliyorum:)

Hep başkaları mimlicek değil ya beni birazda ben kendimi mimliyeyim evet Aslı Cadısı (OmAr Böle demiş benim için) top sende söle bakalım şu anda dinlediğin şarkıyı..hatta sadece söleme ekle bile hadi kolay gelsin:)

Şarkı: Y estaba contentísimo

Yorumcu:): Tiziano Ferro



şurda paşa paşa imeem'den eklicektim hiç video koymadan bu gece bana kılı var oranında anladım:(

Bayıldımm:):)



Aynı ben:)

Duvar Panom

Eda Abla'nın bloğunu ilk okumaya başladığımda duvar panolarını görmüştüm ve çok hoşuma gitmişti yapıcam dedim va yaptım yapınca resimleri eklerim demiştim işte ekliyorum:)




tabi pek seçilmiyo ama yaptım işte buda kanıtıdır:)üstünde ablamın yaptığı tizianocuğumla benim resimlerim annannem annem ve benim mezuniyetimde çekildiğimiz resmimiz...papatyam yaseminim:) ablamla eniştem ve Eda Abla'nın benim için yaptığı resim var:) boş kısımlarda dolacak inşallah...resim biraz flu ama gece gece bu kadar çekebildim:)

Kazaklarımın Kolları Uzadı Yine:(

"Kazağın Kolları Uzadı Yineeeeee..Üşüyo Bu Kız..Rapunzel Saçlarını Uzatmış Kalesinden Sevdiğini Yukarı Almak İçin Aslı Sende Bu Gidişle Kazak Kollarınla Bi Şekilde Sevdiğine Ulaşacaksın"

demişti zamanın birinde bir arkadaşım şimdi ne sevdiğim kaldı uzaktaki nede bunu diyen arkadaşım...bana kalan yine uzamış kazak kollarım:(:(

ellerim üşüyüpte çekiştirince kazak kollarımı Deniz geldi aklıma o demişti bana bu sözü..şimdiyse birbirimizin değil yüzüne bakmak adımızı bile zor anıyoruz.. konuşmuyoruz...Sebebi saçma biliyorum ama keşke sebep sadece Fenerbahçe-Beşiktaş olarak kalabilseydi..keşke ne sen söyleseydin bana o sözleri .. nede ben sana söyleseydim..Ağırdı sözlerin iç yakan,yürek burkan cinstendi..kavga sebebimizi aşmıştı..biz değilmiydik seninle sürekli didişen zaten bu konuda..sonuç hadi oğlum/kızım sizden cacık olmaz deyip bitirmezmiydik anlamsız kavgalarımızı sen demezmiydin..Amannn Aslıııı boşver ne Beşiktaş senin cebine para koyacak ne Fener benim diyen...keşke yine böyle bitirebilseydik..keşke ağzımıza almamamız gerekenleri söylemeseydik birbirimize..keşke herkes duysun bundan sonra Aslı benim arkadaşım değil demeseydin...keşke deniz diye biri yok artık benim için demeseydim..de nokta koymasaydık arkadaşlığımıza...

Kredi Kartı Aranıyor:)

şöyle 3-5 milyar limitli kredi kartı olan yada bulan yada insaniyet namına vermek isteyen varsa iletişim için yazsın buraya bişiler:)şurda kaç kişiyiz dimi ama çıkar birinden nasılsa:) Laptop alıcamda Kredi kartı lazım ayy şey pardon ben tövbeliydim dimi kartlara ee o zaman Laptop başka bahara:(

Tribün Terörü ve Biz Ve Annem:)

Biz ailecek koyuuuuu Beşiktaş'lıyızdır..ve babam eskiden hakemlik yapmıştır hani yani o kadar iç içeyizdir futbolla özellikle Beşiktaş'la..hani bugünlerde bizi çok üzsede takımımız Beşiktaşlıyızdır işte.. ve biz kardeşimle sürekli maça gitmek istediğimizde annem hep aaa delirmeyin maçlar tehlikeli der:)hem izlediği okuduğu şeylerden hemde benim gittiğim Rizespor-Beşiktaş maçında 16 yaşındaki bir çocuğun öldürülmesinden kaynaklanır bu endişesi:):)çünkü bilirki maça gideceğimizde illaki kapalıda oturmak isteyeceğimizi:) yollamaz...yine bugünlerde evde şiddetli bi tartışma var biz şampiyonlar ligi maçlarına gitmek istiyoruz annem ve bu defa ablam bize maçların tehlikeli olduğunu belki 40. kere hatırlatmaktadırlar...bizim istediğimiz LİVERPOOL maçına gitmek:):):) annemde hayırrrr diyor sürekli delirdinizmi hemde holigan gözüdönmüş barbar ingilizlerin olduğu maça gidicez diyosunuz olmaz diyor:)Porto maçına gidelim o aman diyoruz yine hayır...eee anne BJK basket maçlarına izin veriyodunda buna niye izin vermiyosun diyoruz tehlikeli diyor...:):) ahhh tribün terörü yakıyosun her seferinde bizi...kendini bilmeyen densizler yüzünden kaçırıyoruz güzelim maçları...Peki biz napar eder bu maçlar için izin koparırmıyız evettttttttt koparırız:) olmadı önce Türkiye-Yunanistan Maçına gidelim diyelim anneme dostlar ya hani belki izin verir:P:P:P

Mutluyum...Mutlusun...Mutlu:)

Birden nedense mutlu olasım geldi:) inanmadınız dimi vardır kesin altında bişi dediğinizi duyar gibiyim:) evet ya yıl 2005 üniversite kantininde oturuken kibar bir bey gelip bize Finansbank'ın öğrenciler için tasarladığı kredi kartına başvuru yapmak isteyip istemediğimizi sordu geyik olsun nasılsa çıkmaz diye tamam dedik:) evi aramışlar onay istemişler annemde nolur nolmaz yanımda olsun nasılsa limiti düşük diye tamam demiş anaaa bi baktım kredi kartı geldi nitekim biz sonra Aysuncumla saat 3 sonrası taksim gezilerimizde kendisine bol bol başvurduk..(hala alıp giymediğim şeyler var laf aramızda...)okul açıkken sorun olmuyodu aldığım harçlıklarla yatırıyodum borcumu ne zamanki okul bitti tabi ben tatil dönüşü hemen iş bulurum umuduyla harcadımda harcadım Bodrum'da..sonra nemi oldu tam 8 ay evde oturdum ve bu sırada luzumsuzlar limitimi yükseltmişti...koskocaman bir kredi kartı borcum vardı önümde babamada sürekli yatırdım dedim borcumu (kızıyoda kedi kartına) tabi yoktu öyle bişey ve bugüne kadar koca borç yığıldıda yığıldı sade asgarisini öderken öderken bitecek gibi değildi veeee kul sıkışmayınca hızır yetişmez olayıyla hızır yetişti borcum kadar parayı denkledim veeeeeeeeee mutluluğum bundandır borçu ödedim:) "0" borç ve tüm limitiyle kartım artık cüzdanımda şişinerek duruyor:):):)darısı hızıra borcu ödemekte:)söz verdim kendime harcamayacağım bundan sonra karttan:)


Beşiktaş-Porto Maç Biletlerini Kartlamı Alsam Ne:):):)

No Comment




CaNıM HiÇ BiŞi YaPMaK İsTeMiYoR

Ey Aşk...

ey aşk nerdesin?
sen heryerdesin...
tamam da nerdesin?

:(:(:(:(:(
(

" Ali Bak "

Ben Çocukken'de "Ali Bak" isimli yazıyı yazarken resim aramak amaçlı googleda araştırma yaparken Bilim ve Aklın Aydınlığında Eğitim Dergisi'nde Samsun Asarcıkta Emirmusa Karaköseoğlu İlköğretim Okulu'nda görev yapan Müd.Yet.Öğretmen Fatma AYDEMİR'in yazdığı bir deneme yazısını okudum ve çok beğendim ilkokul 1. sınıfta öğrendiğimiz ve müfredata giren yeni fişler hakkında çok eğlenceli bir yazı yazmış:) Buyrun Okuyun...


İlk fiş cümlesini verdim bugün.Hayırlı olsun... Yalnız içim biraz buruk. Çünkü Cemil yok bu sene.Onun yerine Mete gelmiş. Olsun alışırız, ısınırız zamanla birbirimize. O da vatanımızın bir evlâdı değil mi nasıl olsa. Yine de özleyeceğim“Cemil, cici kuş öttü.” demeyi.Elveda Cemil...

Ali’ye “bak” dedik bugün. Bir de nereye bakacağını bilse sorun kalmayacak zaten.Senelerdir at gösteriyoruz işaret parmağımızla fakat Ali’nin bakası yok. Aklı başka yerlerde. (Bu fişi öğretirken sınıfa at getirmeyi bile göze aldım geçen yıl. Bakarak, yaparak öğrenme etkili öğrenme olur diyerek. Sonraki ders fırçalar, kürekler elimde epey uğraşmıştım bu metodun arda kalanlarını temizlemek için.Olsun, olur böyle şeyler eğitim uğruna.)Ali, ata bakmıştı ya sonunda, bu herşeye değerdi...

Oya okula koşacak.Fakat yarı yolda anî bir “U” dönüşü yapıp arkadaşının yanında alacak soluğu.Oya okulu kırdı cümlesi daha inandırıcı olurdu. Hayatın içinden seçilmiyor mu fişler?Emel eve gel diyoruz meselâ. İyi de,Emel nerelerdeydi ki bu saate kadar diye merak ediyor insan ister istemez. Kendim için değilEmel’in annesi için üzülüyorum.Bu yılki resimde hâli daha da içler acısı.Belinden aşağıya kadar sarkmış balkondan. Yazıktır... Yapmayın...

Uğur’a bal almasını, Işık’a ılık süt içmesini emredeceğiz yine pervasızca.Uğur’un babası geçen ay işten çıkarıldı.Tazminatını da vermediler üstelik.Beş çocuğu var okuyan.Olsun, Uğur bal da yer, börek de. Işığa gelince...Ilık sütü sevmez Işık. Her akşam ayaklarıyla halıyı döverek“‘Danone de danone, istiyorum bana ne!” eziyeti yapar ev halkına.

Ajda da katılmış aramıza bu yıl.Sosyete aramızda... Cümle şu:“Ajda, ablan eczacı oldu mu?” Benim bile dilim zor dönüyor!Ajda denince her sade Türk vatandaşının aklına bir tek kişi gelir.O hâlde bu cümle şöyle olamaz mıydı sizce:“Ajda, gerginsin bugün, hayırdır?”

Nine, bana yelek örer misin?sorusunu soracağız.Alacağımız yanıt bizi hayal kırıklığına uğratacak belli ki. Siyatikten lumbagoya, romatizmadan kireçlenmeye tanımadığımız, duymadığımız tüm hastalık isimlerini ninemiz çorap şişi sokar gibi sokacak beynimize. Al sana yelek diye diye... Hey gidi...Nerde o eski toprak nineler?Bu hususu dedelerden sormalı fikrimce. Fakat o da ne?! Bu yıl “dede” yok fişlerde.AmanAllahım olamaz...Toprağı bol olsun.Elveda dede, sen hep yüreğimizde ve tozlu tahtalarımızda yaşayacaksın.Eğitim zayiatı olarak demirbaştan düşmem gerekiyor seni.

“Dağa yağmur yağacak”mış.Önceki yıllarda, “Yağ yağmur yağ” idi bu cümle.Ne zaman bu cümleyi versem istisnasız sel götürürdü o gün ortalığı.Bu sene değişmesine sevindim.Ama hayır, durun bir dakika. Biz dağdayız!
Şenay güzel türkü söyler.Bu da demek oluyor ki Şenay keşfedilmeli.Ya da zorla keşfettirmeli kendini. Dayım saz çalacak ve çalmayı öğrenir öğrenmezUnkapanı’na uğurlayacağız kendilerini. Büyüyünce bu köye bir okul yaptırmalarını ümit edip beyaz mendiller sallayacağız gözyaşı dökerek.Elveda Şenay...Sana da elveda...

Ve işte geldik bu yılın en hoş ve boş fişine:“Egzozdan duman çıkıyor!”Egzozdan başka bir nesne çıktığı nerede görülmüş allah aşkına?

Neyse... Bu yıl da iyi kötü geçer nasıl olsa. Ali bakar bir yerlere bomboş gözlerle ve biz egzoz dumanı soluyarak öğreniriz azimle bütün fiş cümlelerimizi.Atı da unutmamak lâzım.Şimdiden çevreye haber vermeli.Biz fişlerimizi seviyoruz!..Vallahi de seviyoruz billâhi de seviyoruz.

Ama niye hâlâ gülüyorsunuz ki?!

Bu Sabah Yağmur Var İstanbul'da...


bu sabah yagmur var istanbulda
gozlerim dolu dolu oluyor bilinmezlige
anne sozu dinler gibi masum
agladim bu sabah

gunler dayanilmaz oldu
senden uzak olunca
martilar mahsun oldu
onlar bile agladilar


Süpriz Bu:):)

Ne Olsa Gerek yazısında süprizden bahsetmiştim kiminin dikkatini çeker kiminin çekmez ama benim için önemli bi olaydı..artık açılış sayfanızın adres çubuğuna www.tatlicadica.com yazarsanız siteme ulaşırsınız:)adres belli ulaşım belli yani:):) Bunu tek başıma halledemezdim her ne kadar blog yazsamda detayları konusunda bilgim "0" onun için alan adı alımından yönlendirmesine kadar sürekli başının etini yediğim ve yinede büyük sabır gösteren Ümit'e çok teşekkür ederim saolsun...

Ne Olsa Gerek:)

Çokkkk kısa zaman sonra bi süprizim varrrr:)

" Yaşlandım " :)

* 80'lerin sonunda doğmuşsanız.......

* Süper Baba'nın müziğini flütle çalmışsanız

* LC Waikiki veya benetton tüm renkleriyle kıyafetlerinizde önemli markalar olduysa...

* SHOW TV'nin müziğini hala hatırlıyorsanız dup dıbu dıp dıp dıbı dıp dum...Tabi ki bir de :İyi TV eyç bi bi, eyç bi bi iyi TV

* Önce hüplet sonra gümlet' hayat felsefeniz olmuşsa

* Bizimkiler dizisi ertesi gun okul oldugunu bi sureligine unutturduysa

* Parliament pazar gecesi sinemaları müziğini duyduğunuzda içinizde hala garip duygular uyanıyorsa (yarın okul var hüznü, ailenin seni yatırıyor olmasına duyduğun kızgınlık, o güzel mavinin romantizmi...)

* Polis Akademisindeki her sesi çıkaran adama hayranlık duyuyorsanız

* Elm sokağında kabus yüzünden hala yatağın altına bakmaktan korkuyorsanız

* Chucky yüzünden en sevdiğiniz oyuncağınızı bile göz önünden kaldırmışsanız

* Okulda coca-cola kutusunu ezip mac yaptiysaniz (kızlar yan yatırıp üstüne tam ortasına ayagı yerlestirip ustune basıp yururlerdi, topuklu ayakkabı gibi olurdu)

* Apartmanin altindaki zil veya taksi diafonuna basmak müthiş heyecanlı bir yaramazlıksa

* Tutti frutti çok ayıp ve olağanüstü merak uyandırıcı bir şovsa

* Dört tekerlekli ayakkabının üstüne takılan patenlerden sonra roller bladeler size büyüleyici geldiyse

* Bakkala gönderilmenin en güzel yanı küçük sarellenin dibini minik plastik kaşığıyla kazımak veya leblebi tozu yiyip konuşmaya çalışmaksa

* Aterideki ördek vurmaca oyununda silahın nasıl çalıştığına hala kafa yoruyorsanız

* Işıklı spor aykkabılar hava atmanın önemli bir unsuruysa

* Bayramda harçlıklarla aldığınız ilk şey kinder süpriz yumurtasıysa(kağıdını tırnakla yırtmadan dümdüz yapmak da sabır ister doğrusu)

* Clementine sizde derin izler bırakmışsa

* Kasete kayit yapilabilmesi icin alt tarafinda bulunan karelerin bantla kapatilmasi gerektiğini öğrenmenin önemini biliyorsanız

* Commodore 64'de tornavidayla kasetin kafa ayarını yaptıysanız

* Anne saat kaç,simiiit,birdir bir,çay kahve gazoz,akşam ebesi,dansa davet,çatlak patlak,yakan top gibi kalabalık oynanan sokak oyunlarından sonra anneniz sizi balkondan yemeğe çağırmışsa

* 'bandıra bandıra ye beni' şarkısını hızlı söylemeye çalıştığınız günler varsa

* Rönesans sanatçılarını ilk kez Ninja Kaplubağaların ismi olarak tanıdıysanız

* Tele On diye bir kanalı hatırlıyorsanız


* Haftasonları çizgi film izlemek için errken kalkmanın ne demek olduğunu biliyorsanız

* Şirinler geyiğini arkadaşlarınızla mutlaka çevirdiyseniz (Şirine aslında Gargamel tarafından yapıldı...)

* Beğenseniz de beğenmeseniz de tüm çizifilmleri art arda izliyorduysanız

* Bir Başka Gece çocukluk hayatınızdaki en görkemli şovsa

* Pazar geceleri yıkanma günüyse

* Seden Gürel'in neden öyle giyindiğini şimdi sorguluyorsanız

* Müzik yelpazesi hayatınıza büyülü yabancı müzisyenler kattıysa

* Bir sanal bebeğiniz olmuşsa,

* Tetris'i süper hızla oynayabiliyorsanız,

* MIRC ergenliğinizin önemli bir parçası olmuşsa(a/s/l ne demek biliyorrsanız)

* ICQ nun 11 haneli rakamını ezberlemeye çalışmışsanız.

* Pili bitmesin diye kasetleri kalemle havada sarmışsanız,

* Çizgifilm şarkılarının ingilizce veya japonca olsa da ezberlemişseniz

* Kokulu silgiye,deftere,kaleme harçlığınızı yatırdıysanız.

* Cino,Eti Cin,Eti Puf,ABC,Balık Kraker,Negro,Bonibon,Topitop,Yumiyum...vb çok seviyorsanız ve her zaman yeme kabiliyetiniz varsa

* Sulugöz'ü düşününce bile ağzınız sulanıyorsa

* Küçük bir kızsanız Sindy ile Barbie'yi karşılaştırıyorduysanız

* Tsubasa'yı ve küre biçimindeki sahanın sonundaki dev kaleyi hatırlıyorsanız

* 'Hey Corç versene borç' deyince cevabı hemen yapıştırabiliyorsanız

* Macarena dansını yapabiliyorsanız

* TV den çekilmiş çizgifilmli sayısız kere izlediğiniz VHS leriniz varsa

* Telefonların jetonla çalıştığını hatırliyorsanız

* İstop diye bağırdığımızda renk yakalamaya çalışırken onun aslında stop olduğunu uzun zaman önce çözmüşseniz

* Saçları renkli ve uzun patlak gözlü çirkin trolleri bile bir furyada satın almışsanız.

* Capri Sun ın reklamı ve melodisini hatırlıyorsanız.

* Annenizin mavi ped torbalarını şişirip patlattıysanız.

* Power Rangers'ın renklerini hatırlıyorsanız

* Mc Donalds a gitmek için ailenize yalvardıysanız

* Olacak O kadar,Yasemin'in penceresi,Hadi Anlat Bakalım,Adam Olacak Çocuk, aklambaç..gibi programları hatırlıyorsanız.

* Lambada'nın müziği kulağınızda çalabiliyorsa

* 'Nereye çufçufluyoruz'un kimin dediğini biliyorsanız.

* Sayısız joystik kırdıysanız ve gün gelince artık joystik satılmadığını fark ettiyseniz

* Fame City cennetle eşdeğerse

* En sevdiğiniz sayı altıysa

* Prince of Persia'da alttaki dikenlere düşünce çıkan dınnzk sesini ve kanları hatırlıyorsanız

* Mon Ami 48 lik boyalardaki altın ve gümüş renkleri statü sembolüyse

* Gençlik hayaliniz Beverly Hills teki havuzlu arabalarsa.

* Uhuyla oynamanın zevkini biliyorsanız

* Kolalı jelibonun önce kapağını yediyseniz

* Annenizin poşetler dolusu taso,misket,sporcu kağıtları,gazoz kapaklarını attığını öğrenince ağladıysanız

* Peçete,kağıt,poşet vb...koleksiyonu yapmışsanız...

EVET YAŞLANIYORUZ! :)



Gerçektende ben bunların hepsini hatırlıyorum:)

Sayfa 187 :)

Mimlendim yine:) Ümit Mimlemiş beni:)


En yakınımızdaki kitabın 187. sayfasını açıp ilk cümlesini yazıyormuşuz:) ee bende kitap okumayı sevdiğimden her daim elimin altında bir kitap vardır..masamdaki raf ve ekranın yanında bir sürü kitap olmasına rağmen Canan Tan'ın Piraye kitabı burun farkıyla en yakın olanıymış bana:)

Sayfa 187:

"ya,İstanbul kızı olmanın getirleri bunlar..."

Bende burjin , Ferhat,Evrim,Mustafa,pantogrator , Sibel ve hatta Ufuk'u mimliyorum:) hadi bakalım kolay gelsin:)

I Love TEB :) :) :)


Dün yerden yere vuruyodum bugün seviyorum diyorum ne dengesiz kız diceksiniz dimi:) ama ben dün Maçka Şubesini yerden yere vurmuştum.. şimdi Osmanbey şubesini seviyorum:)bugün gittim güzel güzel işlemimi yaptırdım Burcu Hanım'a ben sizi arayacağım dedi ve aradı işim hallolmuş bile:):):) ben sevmiyeyimde kim sevsin:)

Atatürk'ün Mezarının Açıldığı Gün...

Okurken Resmen tüğlerim diken diken oldu..gerçektende bu tarihe tanıklık etmektir..biraz uzun ama sıkılmayacağınıza eminim..


8 Kasım 1953 Pazar gecesi saat 23.00'da Prof. Dr. Kamile Şevki Mutlu'nun ev telefonu çaldı. Prof. Mutlu, Ankara Tıp Fakültesi Histoloji ve Ambriyoloji Kürsüsü Başkanı'ydı.Patalogdu.Arayan ise Ankara Valisi Kemal Aygün'dü...Aygün, "Hocam" dedi,"10 Kasım günü Atamızın naaşınıAnıtkabir'e taşıyacağız. Bunun için bir komite kurduk.Naaşı geleneklere uygun olarak toprağa defnedeceğiz. Ancak bozulmadan
korunduğunu belgelemek için muayene etmenizi rica ediyoruz."Prof. Mutlu önce reddetti. Mutlu, o sırada 40 derece ateşle yatıyordu.Hastalığını gerekçe göstererek bu görevi bir başka meslektaşının yapmasını rica etti.Ancak Vali Aygün ısrarcıydı: "Ben sizi sarar sarmalar götürürüm,bu tarihi bir görev" dedi.

Mutlu kabul etti ve 9 Kasım sabahı Etnografya Müzesi'ne gitti. Başbakan Adnan Menderes oradaydı.Meclis Başkanı Refik Koraltan ve eski başkan Abdülhalik Renda
da...Mutlu, görevden affını istemekle ne büyük hata ettiğini o zaman anladı.Gerçekten
tarihi bir tanıklıktı bu...

Ata'nın gül ağacından tabutu, 4 Kasım günü, geçici kabrinden çıkarılıp müzenin holündeki mermer katafalka konulmuştu. Bir hafta boyunca sırayla öğrenciler, subaylar ve generaller katafalk başında nöbet tutmuştu.

Nihayet tabutun açılma günü gelip de komite üyeleri tamam olunca Prof. Kamile Mutlu "Başlayın" talimatını verdi.

Bunun üzerine tabutun vidaları söküldü. Tahta tabutun içinde madeni bir sanduka bulunuyordu. Bu sandukada gaz birikmiş olma ihtimali düşünülerek önce bir burgu ile delik açıldı. Gaz ya da koku çıkmadı.Sanduka talaş doluydu.Sandukanın içi, muhafaza solüsyonu ile ıslatılmış tahta talaşı doluydu.Bu talaş, naaşın ayak yönüne doğru toplandı. Talaşın arasında,ağzı kapalı ve içi sıvı dolu bir şişe bulundu. Bu,cesedi muhafaza için kullanılan solüsyondan bir numuneydi. Üzerinde terkibi yazılıydı.Ata'nın naaşı beyaz kefene sarılmış, sonra kahverengi bir muşambayla kaplanmıştı.Sargıları açmaya başladılar. Herkes nefesini tutmuştu. Çünkü, "Naaş çürüyüp bozulmuş, çıkan gazlar tabutu patlatmış,nöbetçi er, kokudan bayılmış" diye bir sürü söylenti geziniyordu. Ve 15 yıl sonra ilk kez Ata'nın yüzünü göreceklerdi.

Kefenin sargıları aralanınca Prof. Kamile Şevki Mutlu, orada bulunanların yardımıyla katafalka çıktı ve Atatürk'ün yüzüne baktı.Ata'nın derisi kahverengi bir hal almış, ama yüz hatları bozulmamıştı. Menderes sapsarı olmuştu Prof. Mutlu, gördüğü tabloyu daha sonra şöyle anlatacaktı:

"Yüzünü örten ıslak pamuk kitlesi kaldırılınca Ata'nın heykel gibi duran yüzü ile
karşılaştım. Uzun sarı saçlarından ince bir tutam, sol göz kapağının üzerine düşmüştü. Atatürk, Dolmabahçe Sarayı'ndaki yatağında uyuyor gibiydi."

Prof. Mutlu, kenarda bekleyen komite üyelerini tabutun başına çağırdı. Onlar da tek tek tabutun içine baktılar.En başta Başbakan Adnan Menderes vardı. Koyu renk takım elbisesi içindeki Menderes de yanındakilerin yardımıyla katafalka çıktı,ürkek bir şekilde aşağı,tabuta doğru baktı.

O an ne olduğunu Prof. Kamile Mutlu'dan aktaralım:

"Menderes çok heyecanlandı.Rengi sapsarı oldu. Bir de baktım ki, müzenin kapısına doğru gidiyor. Atatürk'ün yüzüne bakmadı. Tahmin ediyorum, kendinde o kuvveti bulamadı. En sona Abdülhalik Renda kalmıştı. O da Ata'yla karşı karşıya gelir gelmez tabutun yanına yığılıverdi.Salondaki herkes Atatürk'ü tek tek gördükten sonra naaş,
tekrar solüsyonla ıslatıldı. Ata'nın başı pamuklarla örtüldü ve vücudu beyaz kefenle sarıldı. Bu sırada bir komiser,orada görevli adli tıp doçenti Dr.Cahit Özen'in yanına yaklaşıp avucunda taşıdığı bir kâğıdı gösterdi ve şöyle dedi:

"Bu kâğıdı,Atatürk'ün hemşiresi Makbule Hanım gönderdi.Kefenin içine Atatürk'ün göğsü üstünekonmasını istiyor."Doç.Özen,kâğıda bir göz attı.Eski Türkçe bir şeyler yazılıydı.

"Böyle bir kâğıdı Atatürk kabul etmez. Bize kızar, darılır" dedi.Komiser kâğıdı
katlayıp cebine koydu ve uzaklaştı. Bütün işlemler bittikten sonra salonda bulunanlar naaşın iki yanından geçip hep bir ağızdan besmele çektiler ve cesedi yeni tabuta yerleştirdiler. Bu tabut da 15 yıl içinde yattığı büyük gül ağacı tabutun içine konuldu. Üzeri bayrakla örtüldükten sonra kapağı kapatıldı.

Ve 10 Kasım sabahı, Ata'nın naaşı 15 yıl önce onu Dolmabahçe'den Ankara'ya taşıyan top arabasına yerleştirilip son durağı olacak Anıtkabir'e taşındı. Artık ebediyen orada kalacaktı...

Atatürk'ün tabutu, Menderes'in huzurunda açılmıştı Ata'nın 15 yıl Etnografya Müzesi'nde bekletilen naaşı,12 askerin omuzları üzerinde oradan alınmış ve 136 asteğmenin çektiği bir top arabası ve matem marşı eşliğinde Anıtkabir'e taşınmıştı.Radyodan naklen yayımlanan o görkemli tören, en az 15 yıl önceki kadar hüzünlüdür.

Ancak o törenden hemen önce yaşananlar, tarihçilerin pek ilgisini çekmemiştir.Bilindiği gibi, Anıtkabir yapılana dek, Atatürk'ün naaşının korunabilmesi için "tahnit" denilen bir işlem yapılmıştı.Gülhane Patolojik Anatomi profesörü Dr. Lütfi Aksu tarafından gerçekleştirilen bu işlem sırasında naaşa, şırıngayla özel bir formül enjekte edilmiş ve üzerine formüllerin yapıştırıldığı iki küçük ilaç şişesi,Ata'nın koltuk altlarına yerleştirilmişti.Bu işlem sayesinde Ata'nın naaşı da -diyelim bugün Lenin'in mozolesinde olduğu gibi -öldüğü günkü haliyle korunabilirdi.Ancak İslam dini,ölünün defnini şart koştuğundan,geçici tahnitin bozulması şarttı.Nakilden önce, bu işlem için bir komite kuruldu.O
komite,törenden bir gün önce,Başbakan Adnan Menderes'in huzurunda Atat