Geciktim Ama Merve'deydik...

Sezon Bir Bölüm Final yani : )

Dizilerde vardır ya hani koca bir sene izlersiniz sonra yaz geldi mi hop final olur: ) Bizimkisi de o ayak işte . İlk başladığımız günler geliyor aklıma daha doğrusu başlama aşamalarımız filan neyse onlara pek girmeyeceğim. Gerçi eeee bunlar ne yaptı işte yazdılar çizdiler diyenler vardıysa da biz bu gün olayını yaparken çok eğlendik ve tamda istediğimiz amaçlara ulaştık :) Biline yani :) Malumunuz her güzelliğin bir sonu vardır bizde gün olayımızın sonuna geldik. Gerçi sadece sezon sonu bizimki ama olsun yılın sonu, günün sonu filan insan biraz üzülmüyor değil hani: )

Bu yıl ve günümüz biterken finali tüm gün arkadaşlarımız gibi çok değerli olan eğitim ordusunun yeni neferlerinden Merve Öğretmenimizde noktalayalım dedik ve kalktık gittik onun sayfasına yani defterine: ) Sağ olsun oda annesiyle birlikte bir döktürmüş bir döktürmüş yani :) Yediğin, içtiğin senin olsun söyle bakalım neler gördün diyenler sabredin az yazıyorum işte:)

Önce biraz Merve ’den bahsetmeli :) Dediğim gibi eğitim ordusunun yeni neferlerinden birisi, bloğunda okumanın yanı sıra birkaç kez msnde de konuşma şansına nail olduğum çok değerli,çok anlayışlı,yardımsever,komik,sıcakkanlı birisi o :) Ben kendisini tanımaktan oldukça mutlu,mesud ve bahtiyarım :) Bide arkadaşına sipariş verdiğim Tiziano sözü var bana ama o biraz zaman alacak sanırım:) Bunu da elime fırsat geçmişken söyleyeyim.Unutmadınız demi beni:)

Bloğuna gelince;

Merve “Kişisel Günlük” olayının en iyi ve başarılı örneklerinden birisidir : ) Yani hani hepimizin zaman zaman “Sevgili Günlük” diye yazarak tuttuğumuz defterin sanala, internete yayılmış hali:) Samimi, içten ve içinden geçenlerin ve gelenlerin yazılmış olduğu bir günce onun ki:) Zaman zaman okuluna, öğrencilerine dair, zaman zaman dizilere dair yorumlarıyla ki ben bayılıyorum özellikle Bıçak Sırtı yorumlarına:) aklından geçen, gördükleri düşündüklerini o an hissettiği şeyleri yazan Merve’ yi anlama kılavuzu onun sayfası :) Ben hep diyorum ben giriyorum okuyorum keyifle ama benim anlatmamla da olmuyor:) Gidip görmeniz lazım :) Özellikle de eğer Galatasaraylıysanız mutlaka gidin,koşun,görün derim:)

Onun için buyrunuz:

Guijarra

Yavaş Yavaş Vedalar...

Malum yeni yılın bitmesine şurda sayılı günler kalmış ve bende 2007 yılının son iş haftasını da uğurluyorum artık.. Çünküüüü Pazartesi TATİL :):):):) Patronumuz saolsun izin verdi çarşamba gelin dedi:):) 4 Gün ohhh misler gibi:) Gerçi tatil tatil nereye kadar. Salıdan sonra sadec ve malesef haftasonları var:)

...

Bu haftaonumum güzel geçeceğini umuyorum:) Merve'ye gidicez Bloggünü için ha bakın bu arada onunda sonu son günümüz oda 1. sezonun son programı gibi olduk final:):) Ama Yepisyeni projelerle tekrar döneceğiz aranıza:):):) Denizde kum bizde (Omar'da yani) proje:) Daha değişik bir konseptle tekrar karşınızda olucaz:):):

...

Sonracığımı kısmetse ve inşallah yarın taa İzmir'lerden kalkıp gelen Sevgili Sibel abla ile görüşücez:)

...

Sonra hediye olayı var bide:) Çam sakızı çoban armağanı bişiler bakmalıyım:)

Ee daha ne istiyeyim hepineze mutlu tatiller dilerim:)

Eyyy Feysbuk Sen Ne Güzel Bir Zımbırtısın:):)


Dün girdiğim postta çok mutluyum demiştim şimdi detaylara girelim:) Ya malum Feysbuk zımbırtısından herkes onu, bunu, şunu, çocukluk arkadaşını, ilkokul, ortaokul, lise, üniversite arkadaşını, mahalle arkadaşlarını, apartman sakinlerini, eski sevgilisini, ilk aşkını ebesini falanı filanı buluyor. Aslında benimkide bunlardan çok farklı bir durum değil:):)

Ama ;

Uzun zamandır yani 3 – 4 aydır bende feysbuk kullanıyorum ve ilkokula dair hiç bir arkadaşımı bulamamıştım. Biz babamın işleri sebebiyle henüz ben 4. sınıfı bitiripte 5. sınıfa geçtiğim sene İstanbul'a taşınmak zorunda kalmıştık. Çocukluk aklı ya teknolojide yoktu bu gün ki gibi. Arkadaşlarımla doğru düzgün vedalaşamamıştım, adres, telefon hiçbir şey almamıştım şimdi çok pişmanım bu durumdan. Neyse ara sıra Kütahya'ya gittiğimizde eski mahalleme gidip arkadaşlarımı filan görmüştüm ki en son 2 yıl evvel gittiğimde çocukluk arkadaşım komşumuza süpriz yapmıştım:) Neyse konu bu değil ilkokula dair hiç bir bağım yoktu kimseyle. Oradan oraya taşınırken resimlerimi filan da kaybetmiştim.

İlk olarak bir arkadaşımı buldum ama pek hatırlayamıyordum. Onur:) Hatta annem hatırladı ben hatırlamamıştım ama artık çözdüm. Neyse onunla bir iki konuştuk ettik ama hatırlayamıyordum...

Dün sabah mucize gibi bir şey oldu:) Sınıf arkadaşım Asena'yı buldum o beni ben onu tanıdım ve yaklaşık 5 saatte bana hızlandırılmış benden sonrasını anlattı. Tüm arkadaşlarımı hatırlattı... :):):):) İlkokula dair her şeyi hatırlattı:)

Neler miydi bunlar?

Mesela ben hiçbir arkadaşımın adını hatırlamıyordum. Herkesi tek tek resimlerle anlattı bana… Adlarını önce hatırlayamasam da Nihan, Ferhan, Firdevs , Görkem, Fazıl, Ahmet, Ebru ,Betül ,Kübra, Elif, Alperen hepsini hatırladım:) Ki başkalarını da buldum bu sayede:)

Onca zaman geçtiği için hiç kimsenin beni tanımayacağını ve hatırlamayacağını düşünürdüm ben hep ama öyle olmadığını söyledi bana:) Hala ara sıra görüştüklerinde “Aslı vardı gitti keşke bulabilsek” dediklerini, eskiye dair konuşuldu mu adımın hep başta gelip kulaklarımın çınlatıldığını. Keşke ulaşabilsek diye uğraştıklarını anlattı.

Tesadüf ya bir kaç gün evvel yine aklına gelmişim arkadaşımın soyadımı hatırlayamamış bir türlü ama babası babamı tanıdığından o söyliyüvermiş:)

2 ay evvel ilkokul öğretmenimle görüştüklerini onunda "Aslı'dan Aynur'dan( annem) haber alıyor musunuz ararlardı beni ama uzun zamandır görüşemiyoruz " dediğini anlattı. Ki en çok bu mutlu etti beni:) Uzun zaman öncesine kadar hiçbir öğretmenler gününü atlamazdık ama sonra telefonlarını kaybetmiştik. Neyse ki arkadaşım numaralarını verdi bana bayram geçti ama yeni yılda süpriz yapacağım öğretmenime:) Şimdilik sadece arayarak tabiî ki de..Onunda hep anneme söylediği söz gelir aklıma ne zaman kendisini düşünsem. " Aslı'ya bir şey demeye korkuyorum.Ne zaman bir şey söylesem gözleri hemen doluyor karşımda ağlamaya hazır bir kız görüyorum ne zaman gözlerine baksam" dermiş... :) Ki ben eşek kadar olsam da hala hep gözümün ucunda ağlamaya akmaya hazır gözyaşlarım beni bekler hala :):)

Biraz daha geçti bu defa en samimi arkadaşım Hatice’yi buldum feysbuk' tan nasılda savrulmuşuz bir köşeye..Gece Msn 'de konuşma fırsatımız oldu… İzmir' deymiş okuyormuş..Nasıl kaybettik birbirimize diye geçen yıllara yandık... :( Onunla da hep birlikte gezerdik, en samimi arkadaşım oydu ki resimlerde hala el ele tutuşmuş görünürüz:)Beslenmelerimizi beraber yapardık hep ben bisküvi alıyorsam o süt alırdı. Gerçi o zaman CapriSun’lar meşhurdu. Önce hüplet sonra gümler:)

Arkasından hem komşumuz hem de sınıf arkadaşım olan Kerem'i buldum yine:) Ki teyzesi annemin samimi arkadaşıdır:) Çok değişmiş gerçi aynı şeyi oda bana söyledi ya:) Sokakta görsem tanımam mümkün değil yani.. İstanbul'da okuduğunu biliyordum ama valla görsem tanımam…Ona dair de hatırladığım ben biraz ödev alma konusunda tembeldim yazıp gelmezdim eve..Her akşam kapılarına dayanırdım o yüzden ödev almak için:):) Bide yine sevgili öğretmenimin bir sözü geliyor düşününce.. Bir gün tahtaya kaldırdı ikimizi de gidin dedi "Aslı ile Kerem'in hikâyesini öğrenin 5. sınıfın sonunda sizden öğreneceğim anlatacaksınız bize" demişti. Bende ne hikmetse çok ağlamıştım niye öyle dedi diye:):) Sonuçta 2. sınıf öğrencisiyim ne bilim Aslı kim Kerem kim:):):):) Ama tabi ben 5. sınıfın sonunu görememiştim:(

Bazen bu konuda babamı affedemiyorum sanırım… Çok ağlamıştım taşınırken buraya gerçi hala aklıma geldikçe ağlıyorum ya da gözlerim doluyor şimdi ki gibi... Ama ne bileyim belki buraya taşınmasaydık çok farklı bir yaşantım olabilirdi. Bunca yılı kaybetmiş olmazdım 11 yıl az değil… Gerçi geçmişe mazi derler ama… Geçti gitti napalım kadermiş diyoruz:)Burada da çok süper dostluklar edindim ama onların yeri farklı sonuçta annemin dizinin dibinden kopup gittiğim ilk yer, tanıştığım ilk insanlar.

Bir de okulumuzdan bahsetti Asena. Sınıf annesi diye bir kavram vardı ve oda benim annemdi:) Kumaşlar almışlardı öğretmen masa örtüsü ve sıra örtüsü dikilsin diye. Öğretmen masa örtüsünü görememişti en son seçimde oy kullanmak için gittiğinde sıra örtülerimizin hala kullanıldığını, bir yarışmadan sınıfımıza kazandırdığımız saatin hala duvarda asılı olduğunu görmüş oturmuş ağlamış:) Düşünün o orda yaşayıp ağlıyor ben gitsem kesin bayılırım :)

İşte ben bunlardan dolayı dün çok mutluydum bütün gün aklımda arkadaşlarım, okulum, öğretmenim vardı. Dün hep aklımda çocukluğum Kütahya anılarım vardı kâh hüzünlendim, kâh ağladım ama çok mutluydum:)

Düzgün bir şekilde kullanıldığında bu Feysbuk yararlı bir şeymiş. Her ne kadar bulacağız da ne olacak diyenler varsa da benim geçmişim, çocukluğum var o insanlarla paylaştığım, gün gelir başka şartlarda yine birlikte olma imkânımız olur kim bilir…


Bu arada son zamanlarda sürekli eskilere anılara takmış durumdayım sürekli geçmişim geliyor gözümün önüne hayırdır inşallah demekten de kendi alamıyorum. Ölecek miyim neyim:) Aman Allah korusun:)

Hepinize Mutlu Günler Dilerim...

Hafta sonuna az kaldığı için çok sabırsızım. Gün geçer mi acaba? :)


Not: Eğer yolu buraya düşen Kütahya Linyit İlkokulu Okulu - ki benim zamanımda böyleydi- öğrencisi olursa ve beni tanırsanız lütfen irtibata geçiniz:)
Not 2: Minik Aslı Cadısı İlkokulda resimleri yakında bu sayfada:)

Veriii Hepiiiiyim:)


Tek Kelimeyle Çok Mutluyum:)

Facebook'u Seviyorum:)

Detaylar Müsait Bir Zamanda:)

"Hepimiz Akıllıyız Hepimiz Einstein"ız...


"Markalaşmak insanın doğasında olan bir şey. doğuştan marka özellikleriniz varsa marka oluyorsunuz. Ölmemek için öldürmeye inanırım, kimsenin canını yakmadan her şeyi yapabilirim. Türkiye'de kendimi Einstein gibi görüyorum. Dilim de Einstein uzun zaten"


Allah aşkına Einstein kimmm sen kimmm.Sabah beri her gazetede manşet olmuş mübarek..Ya acaba hangi üniversitenin hangi bölümünü bitirip hangi dallarda uzmanlaşmış çok merak ettim. Eğer bu şekilde Einstein olunuyorsa ohoooo ben kendimi kime benzetmeliyim bilemiyorum:) Bu kadın saçmalıyor mu? Yoksa ağzından çıkanı kulağımı duymuyor ?anlayamıyoum bir türlü:) Yada Allah aşkına çok değerli basınımız bunu haber diye yazarken çok düşünüyor mu?Eğer bu kadın kendini Albert Einstein sanıyorsa "Hepimiz Akıllıyız Hepimiz Einstein"'ız yani hakkını korumalı adamın:) Söylemezsem içim rahat etmezdi. Ohh rahatladım... :)
.
.
.

"Yüreği Seni Çok Sevdi"

Tavsiye veresim geldi yine:) Ee malum yılbaşı yaklaşıyor ve herkes hediye derdine düşmüştür. Bence en güzel hediyelerden biri de kitaptır. Yani size belki fikir olur:) Ya sen kimsin ki ne tavsiyesi diyecek sivrilmeye çalışan yada tavsiye edeceğim kitaba kulp takacak olan kişilere selam olsun ben yoluma bakarım:):):)

Şimdi kitabı okuyanlar varsa içinizden "tavsiyen yada okuman kahramanlardan birinin adının Aslı olmasımıdır" derseniz evet kesinlikle:) Bu bahsettiğim yada bahsedeceğim kitabı bir gün D&R'da gezerken gördüm ilk kitabın kapağı dikkatimi çekti böyle çok tatlı bir mavin beyazla birleşimi süperdi,ardından adı takıldı gözüme ne kadar güzel bir sözdü "Yüreğim Seni Çok Sevdi" şiir kitabı sandım.Ama değilmiş.Yazarına baktım "Canan Tan" daha önce hiç duymamıştım adını tabiki hemen arka kapağındaki yazıyı okumaya geçtim;

"Biliyorum, imkânsız aşk bu! Ama hükmedemiyorum kendime..." demişti Murat.

"Çünkü, Yüreğim Seni Çok Sevdi!.."

Ardından da dizelere dökmüştü sevdasını.

"Yüreğim seni çok sevdi
o yürek talan o yürek yangın yeri
o yürek seni istiyor bir tek seni..."


Aslı ile Murat’ın İstanbul-Bursa-Amerika üçgeninde yaşadıkları destansı aşkın öyküsü.

Herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği kadar gerçek...


yazısınaysa vuruldum:) Aaa Aslı varmışşşş dedim kendi kendime ve alıyorum dedim. İlk başta okusammı okumasammı acaba diye düşünürken elime alıp açtım başladım okumaya..Başlar normaldi,sonra yavaş yavaş boğazım düğümlenmeye ardındanda elimde mendillerle iki gözüm iki çeşme okumaya devam ettim kitabı. 2 gün sonra kitap bittiğimde gözlerim şişmiş,burnum kıpkırmızı,elimde mendiller aklımda Aslı ile Murat'la öylece kalakaldım.. Birde Bursa'ya gitme isteğimle..

İçimde ne fırtınalar kopuyordu Aslı'ya mı kızmalımıydım,yoksa diğer etkenlere mi?*

Tek bildiğim Murat'a üzüldğüm ve bir parçada kızdığımdı. Okurken " aaaa sende bırak bak onu benimde adım Aslı" demediysem bi daha blog yazamıyım yani:)

Sonuç itibariyle kitabı okurken hem kıskandım,hem ağladım,içim parça parça oldu.Hala ne zaman aklıma gelse okuduklarım cidden içim burkuluyor sanki kendim yaşamışçasına içindekileri. Kitabı kimselere verip paylaşamıyorum. Rafımda en önde bütün güzelliğiyle hergün bana bakıyor.Neyse bırakalımda benim kitapla aramdaki koparılamaz bağı gerçekten tavsiye edeyim biraz:)

Kısaca ve özetle bir insanın kendine göre var olan doğrularının ve inatlarının sadece kendi hayatını değilde başka insanların da hayatını nasıl etkilediğinin ve nasıl zehir
edilebileceğinin anlatıldığı iç sızlatan bir kitaptır kendileri.

Okurken mutlaka kendinizden parçalar bulursunuz. Emin olmamakla bir his bu
hikaye yaşanmış bir hikayedir diye içimi kemiriyor. Yoksa gerçektende bu kadar
gerçekçi anlatılamazdı.

.
.
Canan Tan Hakkında Bilgi İçin "TIKLAYIN"
.
.
Kitabı Satın Almak İçin "TIKLAYIN"
.
.
* Kendiniz Okuyunuz Bi Zahmet:)

Babalar Hasta Olmasın...

Babalar hasta olmasın. Özelliklede benim babam. 2 gündür babamda bi kırgınlık,bir üşüme var. Hasta oluyor gibi ve daha tam anlamıyla hasta olmadan başladı herkesi emir kuluna çevirmeye. Üşüyorum, yemeğimi ısıt, su ver, nöbet geldi, ufoyu aç,battaniye getir,ayyyyy,offfffff,hırkayı çıkarsam üşüyorum,giyersem terliyorum,offf bu öksürük öldürücek, öhühühü, ilacı getir, su ver, nescafe varsa bi tane yapsana, offf bu ne kaynar kahve, aç bakim şu Acun'u kadın kaç para almış,Denizzzzzzz:),yatırın çocuğu,mamasını verdiniz mi? vb. emir cümleleri ayyyy nolur babam hasta olmasın Allah'ım ona verceğin soğuk algınlığı yada gribi bize ver nolurrrrrrrrrrrrrrr acı bize:):)

"İtirazımmmmm Varrrrrrrrrrrrr Part 1"

Yok sanmayın ki Müslüm Gürses dinlemeye başladım:):):) *Sadece bu aralar herşeye itirazım var bişeylere kulp takmaya,bişeylere itiraz etmeye,habreee habreee** dır dır dır söylenmeye başladım:) Dedim bari bugün yazmadım bişey itirazlarımı sıralayayım:)

Öncelikle online gazetelerde,dergilerde,bloglarda,forum sitelerinde v.b. yerlerde sırf sivrileyim, sırf laf söyleyeyim torba dolsun diye aslında kendisinin bayıla bayıla okuyacağı haberlere, yazılara çok bilmişçe yorum yazan şahsiyetlere İtirazım Var... Nitekim zamanın birinde benim bloğuma da "Güzel ama birde kişisel yazılar olmasa" diye yorum yazan hatta mail gönderen şahıslar bilirim. Yeri gelmişken burdanda söyleyeyim bknz. başlıktaki yazı Bu Da Böyle KİŞİSEL :)

Tamam kabul izliyorum bende ama artık abartıp her gün akşam saat 20:00'ye "Var Mısın Yok Musun"u koyan zihniyete yani Show Tv'ye bu saçma sapan yayın akışı sebebiyle İtirazım Var.. Ellerinden gelse BBG evi gibi 7/24 Acun'la yatırıp kaldıracaklar bizi:) Ki Acun'un da kanalı ele geçirdiği,ortak olduğu yada satın aldığı gibi şüphelerim var artık:) Ha bide şu son kutuyu açmadan evvel ki 7 dakikalık UFACIK, MİNİCİK reklam arasına da İtirazım Var...

Yok şöle düşük yok böyle az taksitlerle yok şöyle böyle ödemeli deyip bizi kredi,kredi kartı vb. şeyler almaya zorlayan sonra telefonda ısrarla ben daha kredimi alalı 3 ay oldu yinede erteleme şansım varmı? diye sorduğum ve ısrarla 2 ay arka arkaya düzenli ödeme yaptıysanız elbette bunun için bize bir talimat fakslayın diyen TEB Osmanbey şubesindeki adını söylemeyen şahsiyete İtirazımmmm Varrrrr...Nitekim arife günü sabahın bi körü kalkıp talimat yolladığım halde faksımın ulaşıp ulaşmadığını öğrenmek için aradığımda siz krediyi alalı henüz 3 ay olmuş 6 aydan evvel erteleme şansınız yok dedikleri için artık İtirazım Yok öldürmek istiyorum kendilerini....

Aylardır ısrarla ve inatla bu bilgisayar fırın sanıyor kendini olsa şöyle güzel bi bilgisayarımız özellikle Laptopumuz dediğim halde zamanı gelsin alınır deyipte kardeşimin doğum günü için hediye olarak bilgisayar alan aileme İtirazım Varrrrrrr:):):):):) Şaka tabi ama yani benimde tam tamına 21 tane doğumgünüm geçti hele bu sene niye sadece telefonla yani sadece arama yaparak geçiştirdiler diye sormadan edemiyorum zira itirazımı dile getirdiğimde annem kardeşimin üzüleceğini bile bile bak valla geri götürür iade ederim diye tehdid savurmaktanda geri kalmıyor doğrusu çok kırılıyorum:):):):):):):)

Kendisiyle ayrılmış dahi olsak yinede haberlerini takip ettiğim Tiziano Ferro Dünyasımı ne öyle bi sitenin beni inat ve ısrarla şifreniz yanlış diye içeri sokmamasına İtirazım Varrrrrrrrr... Nitekim şifremi unuttum dediğim ve bana yeni şifre yolladıkları halde kendi şifreleriylede almıyorlar:):):) Ne o acaba Tizoş bana küstümü burda böyle herkese ilan ettim ayrıldığımızı diye:):):):) Hs bi de aynı şahsa sırf fankılabına üye olmak için bilmem kaç öroyu gözden çıkarıp Tişört almak zorunda bıraktıkları içinde İtirazım Varr....Oh içimde kalmadı söledim:):)

İstemediğim halde mailime bol bol spam yollayan binumum sitelere ve kişilere ayrıca ısrarla nefret ettiğim halde telefonumu nerden bulduklarını bilmediğim Carrefour'a da İtirazım Var..Cumartesileri özellikle uykumun en güzel yerinde yeşil zeytin şu kadar ariel deterjan bu kadar diye sms attıklarından dolayı gıcığım o markete..Bide bunun banka versiyonları var onlarda ayrı ya rahat bırakın beni:):)

Sonra kaç zamandır paso rüyama giren patron kılığında çokkk yakışıklı bi abi var nedendir bilmem sanada İtirazım Var çok üzüyorsun beni:):):):) Özellikle son rüyamda yapmadığım bi olay yüzünden banada kızmana çok alındım:):):) Hele bide böyle pişman pişman yüzüme bakıpta Aslı Hanım şu gazetedeki bilmemneye benim yerime bakarmısınız" demene bittim onuda söylemeden geçemeyeceğim:):):) Yani aramızda bencede var bi çekim:):):):):)

Sonra saçma sapan şeyler uğruna sevgilisini üzen arkadaşlara ve nişan atıp ortadan kaybolan bir buçuk gün boyunca kafayı yedirten sonrada hiç bişey yokmuş gibi eve gelen üstelik telefonunu kapatan ve sadece evden ulaşabildiğimiz çıktığındada uyandım şimdi merak etmeyin beni işe gitmiycem arayıpta uyandırmayın diye dümdüz konuşan arkadaşlarada İtirazım Var ki o kendini bilürrr:)

Sonra Buzda Dans 2'deki Olcayto Ahmet Soyadını Nereye Çekersen Çek( Tuğsuz)*** isimli jüri üyesine ve Hande Ataizi'ne İtirazım Var ve ayrıca gıcığım:):):) Yüce Beşiktaş Taraftarının gelip kalplerimizin fitbolcusu İlhan Mansız'ı desteklediklerine çok bozulup paso laf sokuşturudğundan ve onu birinci yapmamak için paso kılıf uydurmaya çalıştığındandır itirazım..Bir de Sayın Tuğuz'a bi sözüm olcek burdan "eğer çok biliyorsanız lütfen bir günde siz o patenlerin üstüne çıkıp Michael Jackson'un" Thriller "inde dans ediniz.Unutmayınız ki kendisi bu dansları yerde,zeminde, toprakta, asfaltta yaptığından o kadar sert yapabiliyor. Hani sizin sırf bu yorumlarınız yüzünden "Hepimiz Sakatız Hepimiz İlhan"'ız yani:):):):)

Bi de bu soğukta işe gelmeye itirazım parmaklarım dondu...

Bide bide bide Deniz'e İtirazım Var bu çocuk 2,5 aylık değil kesin hastanede karıştırdılar:):) Yani onun şimdi böyle paso uyuyup büyümesi gerekmezmi? Yalan değil Allah çarpsın yalanım varsa artık desteksiz önce kafasını sonra belini kaldırıyor. ****Yatar vaziyette oturuyor ki aslında bıraksan dik oturacak çünkü hafif meyilli yatırdınmı bağırmaya başlıyor:):) Yani tabiki desteksiz oturmuyor ama:) Bide Fatih Ürek'in Hadii Hadiii'sini duydumu gülüyor ve ayağıyla eşlike diyor:):) Ve en son bombası akşam pür dikkat "Bıçak Sırtı" izliyordu:):):) Merve yani yeni bir Nejat'çı büyüyor:):):)

Ya liste böyle uzar gider son zamanalrda sürekli söyleniyorum bişeylere ama şimdi düşününce aklıma sadece bu kadarı geldi:) Aklıma geldiğinde Part 2'ler 3'ler yapılacaktır:)

Keyifli günler...


*Bu İtirazım var kısımlarını Müslüm Baba gibi söylüyoruz:)

** Okan Bayülgen'in Makina programında geçen yıl Binnur Kaya'nın canlandırdığı evlilik terapistinin bir sözüdür. :)

*** Haşa amacım kendisinin soyadıyla dalga geçmek değildir ama bi deneyin valla çok yere çekiliyor. ( Tuğsuz,tuzsuz falan filan:))

****En kısa zamanda videosunu ekliyeceğim kanıt babında:)

Neye Yarar Hatıralar....

Evettt malum bayramdı tatildi derken post girişlerini durdurmuştum bloğuma:) Napim valla dinlenicem diye pc'yi çok az açtım:) Gerçi dinlenemedim o ayrı ya:) Şimdi bayramda onu bunu şunu yaptım diye anlatmayacağım.Bayramdı işte napılır bayramda gezmeye gidilir size misafirler gelir falan filan:) Benim tatilimin asıl maceraları cumartesi başladı:) Şimdi tatil hazır bayram gezmeleride bitti en iyisi uzun zamandır kafamda olan dolabımdaki müsait yerlere raf olayını halledeyim odamı toplayayım dedim:) Rafları aldım geldim babam çaktı dolabıma tüm dolabımı indirdim aşağıya ve farkettim benim bir sürü kıyafetim varmış:):) Topladım ettim baktım bitmiyor dedim mola yarın devam ederim:) Tabi kendime yatacak yer bulursam:) Ardından film izlemeye kaptırdık kendimizi 1,5 'da herkes sızınca bende nette takılayım dedim ve "şokkkkkkkk" bir önceki postta da bahsettiğim gibi arkadaşlarımla ilgili iyi olmayan şeyler öğrendim ve birisi için gerçekten endişelenmenin ne demek olduğunun o gün anladım arkadaşım ortadan kayboluşunun üstünden 29 yada 30 saat sonra çıktı ortaya kendi kendine döndü geldi ama biz bir bütün gece ve günü sayesinde ölüp ölüp dirilerek geçirdik.Hatta ben olayların bi kısmını öğrensemde arkadaşım sızıp kaldığı ve hala kendine gelmediği için nerdeydi filan o kadarını öğrenmedim:) Tüm gecenin uykusuzluğu birde sinir harbi sebebiyle kendimi işe verdim ve tüm odayı kaldırdım ayağa çekmeceler dolaplar raflar herşeyi didik didik edip topladım:) Tabi bunca heryer ortaya dökülünce anılar,hatıalarda döküldü:) Kimisi gülümsetti kimisi duygulandırdı ama anladım ki zaman ilaçmış geçmiş ve hatıralar o kadar da can yakmıyormuş küllenince:) Önce ki sayfalardada kendisinden bahsettiğim kişiye dair resimleri buldum nereye saklamışım valla ben bile şaştım:) Nasıl bir uzaklaşma mekanizması geliştirmişsem.Tabi resimlerin arksından da döküldükçe döküldü:) Belki garip gelir ama ben onunla ilgili tüm msjlarımı bi deftere yazardım:) O kadar anlamlı ve güzel gelirdi ki kaybetmek istemezdim hiçbirini:) O defteri buldum ve başladım msjları okumaya:) Okudukça ne üstüne yazıldılar neler demiştik hepsini her anını kare kare yaşadım ve gerçi hala bitiremedim okumayı ama o zamanın büyülü kelimeleri şimdi nasılda komik geldi anlatamam ne safmışım ne laflara ne sözlere kanmışım neler söylemiş neler vadetmişim.Gerçi vadettiklerimin bi çoğunuda tutmuşum.Asıl verdiği sözlerden dönen o olmuş:):):) Neyse arkasından yine paranoyakça gelebilir ama msn konuşmalarımız yazıcıdan çıkarmıştım:) Onları buldum mutlu günlerimize dair:) Ve inanmak zor ama gözümden yaş bile gelmedi okurken:):):) Sürekli gülümsedim:) Tekrar ediyorum sürekli ben anılarına sahip çıkan bir çöpü bile atamayan bir insanım:) Daha sonra ondanda önce var olan ilişkime dair ilk aşkıma dair anıları buldum:):):) Ki onları anlatmaya kelimeler bulamam çocukmuşuz resmen mektuplar notlar:):) Hediyeler:) İşte asıl onlara gülümsemek ne kelime koptum:) Tabi ki benim hayatıma dair çok şeyler bilen teyzem olunca ve onunla bu anıları ortaya dökünce iş dahada komik bir hal aldı:) İlk aşkımı o tanıyordu hatta komşularıydı:):) Mektupların kağıtların arasında oda bana unuttuğum şeyleri hatırlattı ki çok eğlendim sadece içimde kalan o günlerin satrılarının yazılı olduğu günlüğümü ve bir yaz ben İstanbul'a dönerken yolda okuyayım diye şimdiki arkadaşlarımın bana yazdıkları mektupları bulamadım.Bulsam günlüğümden belli kısımları burda paylaşmak isterim nede o defter buranın geçmişi sayılır:)Ama bulamadığıma çok üzüldüm o ayrı :( Aşki meşki hatıralar anılar bitince bu defa arkdaşlarımın aldığı sattığı şeyleri döktüm ortaya şimdi arkadaşlığım kalmamış insanlara dair ve bol bol yer kaplayan şeyleri attım itiraf ediyorum:) Yepyeni oyuncak tarzı hatta kiminin paketi bile açılmamış şeyleri Deniz'e ayırdım:):) Veee asıl can alıcı şeyki okul günlerime ait ders notlarımı ayırdım attım:) Asıl onlar çok keyifliydi:) Lise'de canım kankam Yasemin'le ders ortasındaki yazışmalarımız ki bir çoğu dedikoduymuş:) Üniversitede benim melankoli halimle tüm notlara ve defterlerimin kenarlarına isim yazmışım:9 Şarkı sözleri en sevdiğim şarkıları hatırlattı açtım bilgisayarı fonada onları koydum:) Süperdi tabi böyle güle oyanaya temizlik yaparam iş güç bitmemesi doğal:):) Saat 10 du işim bittiğinde evet akşam 10 öğlen 14:30'dan saat 22:00 'ye kadar molasız hatıralara gömülmüştüm yani:) Geçmişe yolculuk gibi birşey oldu benim adıma.Ha attımmı tüm bunları hayır hatta asla sadece paket şekil ve saklama yerleri değiştirildi ve hepsi aynı geçmiş kokularıyla muhafaza edilmeye devam ediyor:):) Annem bana boşuna çöpçü demiyor:):)

Neyse uzun bir yazı oldu:) Yazıma dünün ve bugünün ağzımdan düşmeyen şarkısıyla şimdilik veda ediyorum:)

Geçip giden zamanları
Bir yerlerde bulsam
Sonra üzülsem
Üzüldüğüme üzülsem
Gözyaşıma dalıp dalıp
Seni hatırlarım
Gittin şimdi sen
Yoksun yanımda
Bir şey istemem
NEYE YARAR HATIRALAR



Herkese iyi bir hafta dilerim:)

Yorumsuz...

Resmen içim yandı.Ne güzel gelirim bloğuma bayram ve tatil detayını yazarım,msnde arkadaşlarla iki gram lafın belini kırarız sonrada karma karışık odada kendime yatacak yer bulup yatarım derken arkadaşlarımın iletileri takıldı gözüme.. Sonra kankama sordum hayırdır diye.. "Cihan kayıp kanka" dedi...Neydi nasıldı derken olayı az buçuk anladım. Canımdan çok sevdiğim arkadaşlarımın arası bozulmuş daha doğrusu nişanı atmış arkadaşım ve ortadan kaybolmuş. Hepimiz şoktayız aranmadık yer,gidilmedik köşe kalmamış,nişanlısı perişan kız sadece ayrılıkta kalmış kayıp olduğunu bilmiyor.Msj atıyorum arıyorum konuşamıyorum diye geri dönüyor bana..  Aldığım haberlere göre perişanmış doktorlara bili gidilmiş.. Herkes ayakta.Ve ben burdayım binlerce km. uzaktayım elimden hiç bişi gelmiyor. Paylaşacak kimsede kalmayınca yazayım belki içim az ferahlar dedim..Ama yok olacak gibi değil ben en iyisi gidip az dolanayım... Bu gece uyku haram bana.

Mutlu Bayramlar...

Kahkahalar, yeni heyecanlar, bebekler, düğünler, eğlenceler ve tatlı süprizler olsun..
Tatlılar olsun kazandibi, tarçınlı kurabiyeler, elmalı kekler, şekerli kahveler..
Görüşmek için telefonlaşmalar olsun..
Buluşmalar olsun, kavuşmalar olsun..
Kayıplar, depremler, afetler olmasın.
Kırgınlıklar, anlaşmazlıklar, ayrılıklar, yalanlar olmasın..
biz" olsun; "ben" olmasın...
Mutluluk parayla, eğlence zoraki olmasın veee bir kere söylensin, yeter olsun..
En önemlisi sevgi olsun...
Aşkolsun..
Daha n'ooolsunn
Bayramınız kutlu olsun..

Sevgilerimle..
Aslı Cadısı:)

Mim'lenmek Güzel Şey:) Birde Mim'lediklerim Cevaplasa:)

Gün geçmiyor ki bir kez daha "Mim"lenmeyeyim:):) Bu defada sürekli Sibel diye hitap edipte sonradan utandığım sevgii Sibel Abla mimlemiş beni:) Kendi adına yılın son mimi demiş ama sanırım bizler içinde öyle olur çünkü sanmıyorum bir kez daha mimlenelim:):)

Başlıyorum:)

Yemek olsam ne yemeği olurum?

Efendimm ben yemek olsam kesin "içli köfte" olurdum:):) Çünkü genellikle
insanların hep dediği gibi çok farklısın sen yaa hiç dışarıdan göründüğün gibi
değilsinin kanıtı olurdum olmak için:):)


Müzik aleti olsam ne olurum?

Kesin Çello olmak isterdim.Nitekim olurdamda heralde:) Öğrenmesinin zaman aldığı
ve zor olduğundan:) Çünkü zor biriyimdir bende:) Ve sesi huzur verir.Bende huzur
vermek isterdim:)


Araba olsam ne olurum?

Kesin Passat olurdum:):):) Nedensiz çok seviyorum çünkü:):)


Aylardan hangisi olurum?

"Eylül" olmak isterdim. Yaz sıcağının bitip sonbaharı müjdelediği için ve hep bir yanımda var olan hüznü göstermek için:)


Ayakkabı olsam ne olurum?

Kesinlikle spor ayakkabı olurdum:) En sevdiğim ayakkabı türüdür kendisi.
İnsanlara rahat vemek isterdim:)


Kıyafet olsam ne olurum?

Kesinlikle atkı olurdum:) Hele bide sevdiğim insanların boynundaysam
değmeyin keyfime:):)

Ee şimdi haliyle birilerini "Mim"lemek lazım:):) Listem uzun olabilir. Başlıyorum:)

Başak , Stickman , MeCeSe , OmAr , Gui - Merve , Perili Köşk , Mınar , Tozlu Defter , Yağmur , Ümit neyse hadi yeter bana kalsa daha uzatırdım ama:):)

Geç Kalan Teşekkür:)

Efendimmm gecikmiş bir teşekkürüm var çünkü daha yeni farkettim:):)

13 Aralık'ta Editorya sitesinde bloğum tanıtılmış:) Ben körü yeni farkedince:)

Teşekkürler efendim:)


Image Hosted by ImageShack.us

Hayat Boş,Her Şey Boş,Eğlen Coş:):)

Dün kardeşimin yazısı sürekli önde kalsın okursa görsün diye yazmadım ama haftasonu neler yaptığımdan da bahsetmemişim ben:) Öncelikle bu haftasonlarının neden bu kadar kısa olduğu konusunu kafama takmıştım dün ama sabahtan akşama yatıcam diye uğraşırsan yada 2 günde gidebildiğim yere gideyim diye koşturursan nasıl geçtiğini anlamazsın tabi direkten kendime sonuca ulaşmış oldum:)


Cumartesi günü annemin ee hadi kalk ablana gidicez demesiyle 12:15 civarında kalktım:) Sonra üstünü giyin uykunu aç filan derken saat 1,5 sonrası çıktık evden sanki gideceğimiz yer alt sokakmış gibi. Önce metroya yürü ordan metroyla yenibosnaya ordan 400'e bin ReaL'in önünde in ordanda 10 dk yürü hoppp ablandasın:) Gittiğimiz yer Beylikdüzü:) Yazması kolay dimi:) Ama İstanbul'u bilen beni anlayacaktır. Aradaki mseafe nerdeyse 2 saat:) Tabi bu yürüyüş sırasında elimizde sepetvari şu oto koltuğumu ana kucağımı ne işte onun içinde Deniz Hanım:) Neyse güç bela gittik ablam yaptıklarını hazırladı yedik içtik derken saat oldu 17:30 ee dedik biz kalkalım yolumuz uzun:) Bu defa şu koltuğu almadık hava çok soğudu diye denizi sardık sarmaladık bende kucağıma aldım eve kadar hanımefendiyi kucağımda taşıdım:) Günün konusu "Çocuklu Bayana Yol Verin" mantığıydı.Burada çocuklu bayan ben oluyorum:) Sayesinde tüm kısmetim kapandı herkesler beni evli barklı çoluk çocuk sahibi bi kadın sandı:) Eve geldiğimizde saat 19:30'u geçiyordu:) Yine her cumartesi olduğu gibi "Zoraki Koca " ve "Var Mısın Yok Musun?" arasında gidip gelerekten saat 11' kadar takıldık arkasındanda babamdan gizli ki kendisi yatmıştı mahallenin tekeline gidip içicek bişeyler aldık kardeşimle:):):):) Sanki adam bişey diyo içtiğimize ama olsun onun heyecanı başka:):) Veee haftalardır izleyelim diye diye beklettiğimiz "Click"i izledik:) Vee çok hoşumuza gitti.Gül gül bayağı bi eğlendik:) Bende istiyorum açıkçası o adamdaki kumandadan:) Film bittikten sonra ben internette bayağı bi takılmışım saat 4 olunca farkettim:) Yattım ve hopp pazar günnü tabi yine bizim için sabah annemler için öğlen vakti kalktık kahvaltı falan filan attık kendimizi sokaklara yine:) Kardeşime hediye bakmaya ama tabi bişey bulamadım:):):) Almadım:):):) Ama yarın alıcam:):):) Akşamda banyoydu föndü "Buzda Dans"tı derken geceyi yine ederekten yatıp uyudum:):) Yani bu aralar hayatımda çokta farklı birşeyler olmuyor:):)
Dünde iş çıkışı kardeşim geldi yanıma pastasını filan alıp eve gittk:) Kendi çapımızda kutlama sonrası yine bildik şeyler:) Ama taa bu sabaha kadar:):):) Gece ablam işten geç çıkınca bizde kaldı:) Sabahta otobsü kaçırınca hadi gel Taksim'e kadar taksiyle gidelim dedi:):) Tabi ben Allahhhhhh naralrıyla kuruldum hemen saat 08:25'de Taksim'deydim:) Keşke her sabah taksiyle gelme imkanım olsaymış işe:):) Tıkış tıkışlık yok:) Langur lungur otobüs sallantısı yok:) Ohhh kuruluyosun koltuğa:):) Kalorifer açık:):):) Tabi erkenden Taksim'de olunca ve şişliye altıüstü 3 dk'da geçeceğimden akbillere bastıkmı "Taaaayiiiippp"dediği tezini ortaya süren arkadaşım Ozan'ı aradım hadi geldiysen Şişli'ye hızlandırılmış bir çay içelim" diye..Ama aldığımcevap "Aslı Uyuyorum"oluncaaa erkenden iş yerine geldim:) Yapacak hiç işim yok oturuyorum bugün böyle:):) İşimin olmadığı belli olmuyormu:):)
İyi bir gün dilerim hepinize:)
* Bide başlık ne alaka demeyin bende bilmiyorum yazıya başlık bulamadım:):)

Bir Küçücük Kardeşcik Varmış..Ablası Onu Çok Çok Severmiş...Doğum Günün Kutlu Olsun Cannnımmm Kardeşceğizim:)

Yıl 1990'ın 17 Aralığı annemle yatakta yatmışız o zamanların süper dizisi Roza'yı izliyoruz:) Bu arada yaşım 4 ne anlarsam ben Roza'dan:) Ama o zaman Roza değil annem ve kocaman karnıyla aynı yatakta yatmak derdim:) Sonra nolduğunu anlamadığım şekilde annemin doğuma gitmesi ve minikmi minik bu çocuk asla büyümez dediğimiz kardeşimin dünyaya gelişi:) Ardından yaşanan gerçekmi dediğimiz olaylar:) Şimdi çok hatırlamasamda anlatılan rivayetlerce babam sapıtmış oğlu olduğuna önce gidiyor ablamı dersten çıkarttırıyor haber veriyor. Ona buna şuna sokakta gördüğü herkese...Eee klasik Türk erkeği "Erkek adamın erkek evladı" oldu ya:):) Öyle böyle acısı tatlısıyla şaka gibi gelsede büyümesi bugün kardeşimin doğum günü ve onun doğumunun üstünden bugün 17 sene geçip gitmişte 18. yıla giriyoruz:) Doğduğu gün gece hastaneye gidişimizi hatırlıyorum 4 yaşındayım.Tüm gün annemsiz kalmışım bide üstüne hastanede kediden korkmuşum annemin yanına bir girdimki korkmuşum ağlamışım:) Ve şok annemin karnı yok:):):) Kardeşimi göremiyorum önce çünkü kuvezde. Akıllı bıdık pislik yutmuş annemin karnında nefessiz almış:):) Aradan günler geçmiş annem ve kardeşim evimizde..Ufaklık büyüyor. Kendisi aceleci 4,5 aylık dişlerini çıkarıyor,8 aylık yürümeye başlıyor. Boğazına düşkün. Geceleri uyanıp "anneee süttttt" diye bağırıyor:) Kendi çişini kendi yüzüne yapabilme kabiliyeti kazanıyor:):) Bu arada acayip kıskanıyorum onu çeşitli işgencelere maruz bırakıyorum.Mesela uykusunda beşiğini alıp al aşağı edip düşürüp birde ben yapmadım diyebiliyorum:) Annem son çareyi yükseğe salıncak kurmakta buluyor:) Daha da büyüyor sıpa:)İnşaatların arasından habersizce geçerek eve çamfıstığı almaya gidip aklımızı başımızdan alabiliyor,yine çamfıstığı uğruna çenesini mermer sehpalara vurup yarıyor.Mahallenin afacanı olup çıkıyor.Benim okuduğum okulun müdürüyle aynı apartmanda oturuyoruz.Hergün sabah balkona çıkıp "Müdüğüm okulamı gidiyoysun" diye bağırıp her akşam "okuldanmı geliyoysun diye karşılıyor:) Yine müdürün dağıttığı çikolatalardan payına düşen hep daha fazlası oluyor:) Mahallemizin bakkalı Selahattin amca'nın kapının önünde ki yumurtalarına "Yeni mi bunlar" deyip aldığı cevaptan sonra tekme savurarak kırıyor:) Uzun süre sayesinde eve sağlam değil kırık yumurta giriyor:) Biraz daha büyüyor bu defa ana okulunda. Bir gün annemler okul toplantısında biz bahçede oynuyoruz aynı zamanda üst komşumuz olan Mustafa abi'nin bisikletinin önüne oturup gezicem diye tutturuyor.O da 5 yaşındaki sevimli afacanı kıramayıp alıyor gezdiriyor ama yine rahat durmuyor. Ayağını bisikletin cantına sıkıştırıyor va ayağının yanından bir parça kaopup gidiyor. Hastaneler önlem alçıları:) İstanbul'a geliyoruz.Sokak yok oturur dinlenir diyoruz birazda annemlerin korkusundan alçı gününden önce çıkarılıyor ve bizimki fırlamalıklara son sürat devam:) Derken okuldu kurstu liseye kadar geliyor afacan bu arada bende büyüyorum kıskançlıkları tam olmasada az miktarda atıyorum ikimizde büyüdükçe aramız dahada sıkı fıkı oluyor ve şimdi benim kankam,mamutummmm,ayşe,danam,Dj ogim büyüyor artık koca delikanlı..Hayattaki en büyük tutkusu "rap" birde beni kızdırmak:) Damaramıa basıp basbas bağıttırıyor her zaman:) Ama bende biliyorumki yaptıkları şaka:) Sert,odun görümünün altında alçakgönüllü kocaman bir kalp taşıyor.İnsanları seviyor, sayıyor, paylaşmayı biliyor,elinde ne varsa önce bize sonra kendine ayırıyor.Abim olmadığına duacı oluyorum sayesinde çünkü birazda mütasıptır açık giyme,sokakta yanında yok sağdan yürü soldan yürü,korumacı bir kişilik işte canım kardeşim:) ama babam bile karışmazken bana çok kızdırıyor. Yaptıkları ve kısıtlamaları yüzünden sürekli Allah sana öyle bir sevgili yada eş versinki bize yaptıkalrını yuttursun sana demektende geri kalamıyorum:) Canım kardeşim büyüyor ve yavaş yavaş acı ama gerçek yüzüme vuruyor. Bu yıl lise bitiyor. Üniversite telaşı başlıyor. Ya başka şehire okumaya giderse diye içim yanıyor. Sonra askerliği nasıl dayanıcam onsuz olmaya. Ama sonra iyice büyüyecek hepimiz kuş misali uçup gidicez. Artık herkesin hayatı faklı şekillenecek. Ama neyse bugün bunları düşünmemeli. Fazlada uzattım.. Okurmu bilmiyorum ama canım kardeşim seni çok seviyorum:) Ablamı da sevdiğim gibi:) Her zaman ama her zaman ömrüm yettiğince yanında olucam canım mamutum:):):) Nice mutlu senelere,s ağlıklı huzurlu başarılı ve ve tabiki bizlerle:)


" Bursalı İskender..Yok Avusturyalı Şinitzel" :):)*

Dip not: aramızdaki son günlerin komedi esprisi:) o yüzden yazdım:)

MeCeSE'deydik Bu Hafta:)

Başlasak mı başlamasak mı diye düşünürken bir başladık pir başladık "Blog Günü"müze geldikmi 5. haftaya:) Malumunuz bir haftasonu daha bizim geleneksel günümüzdeyiz bu hafta "insanlar değilse de kelkabaklar özgürdür..." diyen MeCeSe yani MCS yani Mustafa Can Sarıca'dayız:)

Günler başladı başlayalı başıma her hafta bişey geldi bu hafta gelmezse ayıp olur dedim Mustafa'ya giderken bir şeyler alayım elim boş gitmeyeyim diye düşünürken
yolda düşüp sol ayağımı burktum neyse geç kaldım geç kaldım diye gittim ama bir baktım ki 
sadece Ömer var Mcs toz kimseler yok ortada sadece Ömer ve Mustafa'nın annesi:) Neyse ki geç kalmamışım diye rahatça kuruldum koltuklardan birine ve Mustafa'nın annesinin muhteşem Patatesli Böreğinden hüplettim:) Sona kalan dona kalır hesabı diğerlerine birer tabak düştüysede Ömer ve ben 2'şer tabağı hakettik:)

Elimde börek tabağı gittim uzaklara ben nerden tanıdım Mustafa ve bloğunu diye:)  Ve hatırladım aslında önce Blograzzi'den Şimdi asker olan Ferhat yani Efsane keşfetti beni ki kendisi siteme gelip yorum yazan ilk insandır:) Arkasındanda Mustafa geldi:) Yani sitem bi nevi ellerine doğdu gibi bişey:) Eee onların ismini görüp ben gittim bu defa iade-i ziyarete:) Çok gezdim çok beğendim sonra sürekli takipçisi oldum sayın Mcs'nin:) Daha sonra bir sizde bize katılın linkine tıkladım ve o birbirinden tatlı ve güzel hatırlatmaların hikayelerin olduğu beni bugünümden alıp taaa çocukluğuma götüren "Ben Çocukken" projeside banada yer açtılar:)..Kendi sitesi olan MCS - Blog'da da yeri geldi netle ilgili bilgiler edindim,yeri geldi şarkılardan,kitaplardan ve yeri geldi reklamlardan,filmlerden haberdar oldum sayesinde:)  Gerçi bu sıralar yoğunluğu sebebiyle biraz ihmal ettiysede.. Benim uzun uzadıya var olan anlatım tarzıma inat her zaman söylemek istediklerini kısa ve öz yazılarla anlattı Mustafa:)
 Eee daha benim bu kadar anlatımım şamda kayısı yani.Hep diyorum herşeyi 
devletten beklemek olmaz gidin gezin kendiniz görüp tanıyın:)

MCS - BLOG

Bu arada Ömer ve Mustafa lafım size unutmadım ben o Taksim'deki içtiğiniz çayı:)
Alacağım olsun:)

...

Giden gider,
Kalan gidenin anılarıyla devam eder.
Gün gelir oda biter..

Bir Cadı Varmış En Bücüründen:)

Deniz Hanım büyüyor hemde gözümüzün önünde günden güne değişiyor.Yavaş yavaş yatar vaziyette oturuyor.Fazla hızlı gelişiyor:)Hergün bir şeyler keşfediyor.3. aya girdi ayın 8'inde ama 3 aylık demeye bin şahit ister bir yaramaz bir yaramaz kök söktürüyor annesine,anneme ve anneanneme:)Bugünlerdeki tek eğlencesi "BENİM" işten gittiğimde genellikle ağlıyor oluyor alıyorum kucağıma "Cadı seni niye ağlıyosun yine naptılar kuzum sana mama vermedilermi,aç mı bıraktılar,oynamadılarmı seninle diyorum" kendince sesler çıkararak dudağıda bükmüş şekilde bana şikayet ediyor evdekileri:) Yatırıyorum kucağıma "Cadı seni kocaman hammmm yaparım bak" dedikçe kahkahalar atıyor.Dün gece uyurken ağlayarak uyandı neyse yanına yaklaştım sustu sonra yüzüme öyle masum masum bakıyorki hani beni alsana kucağına dercesine:) Aldım sıpayı bu defa ağzını dayadı omzuma sırılsıklam etti ağzının suyu akıyor:) Havaya kaldırıyorum şaşkın şaşkın bakıyor ben konuşuyorum o dinliyor "Dimi Kuzum" dedimmide yine acayip seslerle cevap veriyor.Her seferinde annemlere "anne bu 3. ayına yeni girdi eminsiniz dimi"dememe sebep oluyor yaptıklarıyla:) dün yine uyuyor anneannem beşiği sallıyor bişey oldu ben kahkaha attım gözünü açtı güldü ve tekrar kapadı gözlerini:)Gece 12'de uyandı karnını doyuruyorum yani biberonla tabi:) Annesi gripte bugünler yaklaşıyor pek:) Bi yandan sırıtıyor bi yandan mama yiyiyor ama gözleri sürekli üstümde kafamı çevirsem bağırmaya başlıyor:) Evdeki genel kanı "Bana aşık olduğu" yönünde:) Niyemi anlattım hiç canım istedi ne yani anlatmıyimmi:) Çokkk seviyorum ben minik japon balığımı napimhep ondan bahsedeyim istiyorum:) Birde madem bana hayran kendim gibi bir cadı daha yetiştirdiğime kanaat getirdim:)

Artık Msn'e Şarkılarda Yazılıyor(muş)..

Saçma sapan şarkılara alışmıştık ama Msn için yada Msn'li şarkılar yazıldığını hatta bunlara kaset yapıldığını az evvel Kişiselayarlar sitesinde gördüm ve ben gördüm neden arkadaşlarım görmesin diyede düşünerekten bu büyük hizmeti sizlere getirdim:) Blog başkanı olmaya adayım:) Oylar bana:):)

İlki Şule Güleç isimli arkadaşımıza ait:)





Diğeri ise Arif Altunkaya adlı arkadaşımıza ait:)



Yorum size kalmış ben dicek bişi bulamıyorum artık:)

Bekarlara:)

Bu günlerin en güzel resmi oldu sanırım sabah sabah mailimede facebook sayfamada gelen:) Pazar günü kankam canım arkadaşımın 2. ablasıda nişanlanıyor.Hayırlı olsun dediğimde "annemin yanında sakın söyleme sana cevabı "Sıra size geldi" "oluyor demeye kalmadı annem arkamdan geçerken şahit oldu konuşmamıza "Kızlar sıra sizde" dedi... Arkasındanda nitekim eniştemin göçmen olması sebebiyle ablamların nişan ve kınasında bol bol dinlediğimiz "Damat" şarkısındada diyor ya " Abim Damat Oluyor Sıra Da Bana Geliyor" diye işte sizde artık " Ablam Gelin Oluyor Sıra Da Bana Geliyor" deyin dedi:):):) Gerçi ne kankamın annesine ne de kendi anneme diyemiyeceğim bişide olsa bu harbi bundan sonra uzaktan tanıdıkların "Düğün Ne Zaman,Seni Ne Zaman Evlendiriyoruz" sözlerini duydummu cenazelerde aynı şeyi yaparım.Ahanda duyurudur artık ok yayadan çıkmıştır:):):)

Herkese iyi günler...

Depresyondayım..Unutuldum...ALDATILDIM..

Görünce beynimden vurulmuşa döndüm.Allah'ım Ben Tiziano Tiziano deyip durayım o beni aldatsın.Yetmesin bide bunu klibe çekesin oda yetmesin Youtube' a versin. Allah'ım ben bunu haketmedimm:(:(:(: Keşke Bodrum'da bir yaz günü sıcaktan bayılmış restoranın içeri ve en serin masasına çöküp çekirdek çitlerken Number One'ı açmasaydımda seni görmeseydim:( Alahımmm Allahımmmm ben naptımda böyle bir şeyi reva gördü banaaa:( Ayy bak bide ayaklarına çorapta giymemiş üşütücek:(:(:(:( ahahahahahhaaaaaaaaaaa... Utanmaz arlanmaz rezil.. Gördü tabi böleeee bina sütunu gibi bacaklı,ciğerci kedisi gibi dudaklı ablayı..Erkek milleti değilmiiiii*... İzninizle ben intihar etmeye gidiyorum...Allah seni bildiği gibi yapsın Tühhhhhhhhh yazıklar olsun sana...



Oh canıma deysin..Allahın Sopası yokki..Çarpar adamı böyle:):) Atlarsan öyle her kıza..Burdan çıkarılacak ders kızların meleksi yüzüne inanmayın altından ne çıkacağı belli olmaz,gerçi olayın oluş biçimine de bakarsanız aynı şey erkekler içinde geçerli.Bakınız melek kimin yüzüne aldandım adam gitti beni aldattı...Sana son sözüm Tiziano Bittiiiiiiii aramızdaki her bişey ( ne vardıysa) Bittiiiii....Bi sözüm daha varmış pardon;

Ham Yaparlar Adamıııııııııııııııııııı!!!!!

* Çok genelleme oldu farkettim lafım blogdan dışarı:)

Dipinotu: Şarkının adı "E fuori e' buio"

İtalyanca: E fuori e' buio

İngilizce: And outside is dark

Türkçe: Ve dışarısı Karanlık ( gibi bişi)

Dipin Dipinin Dipi Notu: Bu arada bu klibin varlığını bunca zamandır keşfedemeyipte ancak bugün haberim olduğundan kendimi kınıyorum:)

Aslı Cadısı ile Futbol Sabahı:)

Dün akşam eve giderken yine her zamanki gibi Alem Fm'de Nihat Sırdar'ı dinliyordum.Hem bir toplantı hemde bu akşamki Beşiktaş-Porto maçı için yayınlarını Porto'dan yapıyorlardı. Eeee haliyle dünkü ve bugünkü futbol gündeminde maç olunca ve oraya gittikleri ekibin içinde Ümit Aktan olunca kısa ama çok güzel futbol muhabbetleri yapıldı akşam:) Ümit Aktan'ı anlatmaya zaten gerek yok:) Bazıları çok sinir olsada ben futbol anılarını hayran hayran dinlemişimdir hep:) Neyse gitmediği ülke anlatmadığı maç kalmadığından bazı istatistiklerdende bahsetti akşam kendisi mesela çok şaşırdım ve çokta mantıklı geldi yapılan bir araştırmada aralarından su geçen takımların mücadeleleri her zaman kıran kırana ve çok sert ve çok gerilimli geçermiş.Dünyadaki sayılı ve favori gösterilern derbilerin takımlarındada hep bu görülürmüş.Mesela bizim ülkemizdende ele alındığında her daim Galatasaray- Fenerbahçe yada Beşiktaş - Fenerbahçe maçları daha gerilimli olurken Galatasaray - Beşiktaş maçları daha ılımlı bir ortamda oynanırmış. Ayrıca Galatasaray - Fenerbahçe derbilerinin her zaman favori olma sebeplerinden biride

Mekteb - i Sultani kökenli olan Galatasaray, her zaman batı değerleriyle eğitim
veren bir okulun takımı olduğu ve camiasının yapısı gereği okul dışından
şahısları bünyesine katamadığı için Fenerbahçe kadar halka inememiş ve uzun
yıllar mutlu bir azınlık kulübü olarak hayatını sürdürmüş. Ancak son yıllarda
Türkiye ligi ve Avrupa kupası şampiyonluklarının oluşturduğu başarı zinciri ile
gönülleri fethetederek ve Türk halkı içinde Fenerbahçe'nin ulaştığı konuma
gelebilmesiymiş.

Ayrıca bu olay sadece Fenerbahçe,Galatasaray ve Beşiktaş arasında değil ülkemizdeki kentiçi rekabet İzmir'de Göztepe ve Karşıyaka, Ankara'da Ankaragücü ve Gençlerbirliği kulüpleri arasında da görülür.Bu olay tabiki sadece Türkiye değil dünya futbolu üzerindede derbilerin sebepleri farklıymış.Mesela İspanya'da etnik, İtalya'da politik, İskoçya'da oynanan derbiler dinselmiş.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Protohistorya ve Ön Asya Arkeolojisi Öğretim Üyesi Şevket Dönmez'in araştırmasına göre;

İngiltere'de ki en önemli derbiler Liverpool - Everton ve Celtic - Glasgow Rangers maçlarıymış ki yanlış hatırlamıyorsam her takımın yani kentin arasındanda su geçiyor ama bunun en önemli sebebiyle dinsel ayrılıklarda yatıyor. Çünkü Katoliklerin takımı Celtic ve Protestanlar'ın takımı Glasgow Rangers bu maçlar oynandığında rekabet ve mücadele mezhep faktörünün gerisinde kalıyormuş.

İspanya'da ise derbileri ortaya çıkaran en önemli unsur etnik kimlik ve tarihi süreçteki huzursuzluk.Rekabetin sebebi ise Diktatör Franco'ya uzanıyormuş.Geçmişte Real Madrid Franco'nun takımıymış ve Franco'dan büyük ölçüde baskıya kalmış Katalanlar için ise Barselona her zaman bir özgürlük simgesi olmuş.O yüzdende Barselona bir Katalan takımı, Real Madrid ise kraliyetin ve devletin temsilcisi.

Sırbistan'da ise Sırplar'ın en ünlü kulübü olan Belgrad Kızılyıldız ile Hırvatlar'ın popüler kulübü Dinamo Zagrep arasındaki rekabete her zaman Sırp - Hırvat mücadelesinin gölgesinde kalmış. Yine en önemli rekabetlerden biride Kızılyıldız ile Partizan arasındaki olmuş bunun sebebide Kızılıyıldız'ın kralcıları, Partizan'ın ise sosyalistleri temsil ediyor olması.

İtalya'da ise ezeli rekabet hem kent içi hemde şehirler arasında görülüyor.Örneğin Milano kentinin derbisi olan İnter - Milan, Torino kentinin derbisi olan Juventus - Torino ya da Roma kentinin derbisi olan Roma - Lazio maçları ne kadar önemliyse Juventus - Milan ya da Lazio - İnter maçları o kadar önemli ve kıran kırana geçiyormuş. Roma - Lazio maçlarının diğer bir özelliğide her iki takımda iki karşıt politik duruşun takımları olmasıymış.

Dünyadaki diğer önemli iki derbi ise Asya ve Afrika kıtalarında yaşanıyor.Geçmişi Şah dönemine kadar uzanan rekabette İran'ın başkenti Tahran'ın iki kulübü Esteghlal (İstiklal) kraliyet (şah) ile elit kesimi, Persepolis ise halkı temsil ediyor. Kahire'nin iki takımı Al Ahly ile Zamalec'in maçlarındaki gerilim sebebiyle maçları genelde yabancı hakemler yönetiyor.

Almanya'da ise şehirler arası rekabet ön planda. Münih'in ve ülkenin en büyük kulübü olan Bayern Münih ile Dortmund kentinin köklü kulübü Borussia Dortmund arasındaki rekabet bunu ispatlıyor.Hollanda'da ise PSV, Feyenord ve Ajax arasında üçlü bir rekabet tüm şiddetiyle devam ediyor.

Belçika'da ise rekabette İspanya kadar sert olmasada yine etnik kimlik ortaya çıkıyor. Fransız ve Flemenk asıllı iki halkın yaşadığı bu ülkede Flamanları Anderlecht temsil ederken Fransızlar, Club Brugge ve Standard Liäge kulüplerini destekliyor.

Son olarak Arjantin'de ise sınıf farkı ortaya çıkıyor.Buenos Aires'in en ünlü iki kulübü olan Boca Juniors fakirleri River Plate ise zenginleri ifade ettiğinden bu takımlar arasındaki maçlar düşman kardeşlerin çekişmesi olarak biliniyor.


Evetttttttttttttt sizi bilmem ama ben futbola ilgiliyimdir.Hemde çok maç izlerim maça giderim futbol hakkında bişeyler okumaya ve öğrenmeye bayılırım sanırım ailenin erkek çocuğu ben olmalıymışım.Bu okuduklarım bana çok enteresan geldi açıkçası bi kaçı haricinde diğerlerini bilmiyordum bile. O yüzden Aslı'dan sabah sabah futbol dersinizi dinlediniz:) Başka bir

Aslı Cadısı ile Futbol Sabahı'nda


görüşmek dileğiyle...Esen Kalın:):):)

"İncesaz"

Laf lafı açar söz döner dolaşır bu kadar bahsetmişken anlatmamak ayıp olur:) Şimdi uzun zamandır albümdü,şarkıcıydı tavsiyesinde bulunmuyordum:) Eda Abla'nın bloğuna bakarken "Mazi Kalbimde Bir Yaradır"a denk geldim sonra arkadaşımada yolladım dinlettim çok süper dedi kim neyin nesi kimin fesi derken çok sevdiğim bir müzik olan "Gümüş" şarkılarını aramaya başladım ama adını hatırlayamadım taki şarkıyı bulana kadar tamda ben bununla uğraşırken Hilay'cım sordu "Ona Söyleyin" videosundaki müzik ne hiç duymadım diye. Ve şu anda gömülmüş gidiyorum "İNCESAZ"ın muhteşem ezgilerinin arasına...

Onlarla ilk tanışıklığım "Ihlamurlar Altında" dizisinde duyduğum "Çok Aşığın Var Diyorlar" şarkısını kimin söylediğini ararken oldu. Arkasından haklarında bilgi edindikçe şarkıların adları enteresan geldikçe aradımda aradım ki ben kendilerine ulaştığımda 4. albümleride çıkmıştı. Hatta kulağımın aşina olduğu duyduğum dinlediğim bir çok şarkınında onlara ait olduğunu o zaman keşfettim...

Grup 1997 yılında Murat Aydemir, Derya Türkan ve Cengiz Onural tarafındankuruluyor. Kendi sitelerinde dedikleri gibi

"Profesyonel bir birliktelikten ziyade, gönül teli birbirini titreten üç
arkadaşın bir müzikli gönül yolculuğu"
oluyor ve aynı telden çalan dostların da katılımıyla taze bakış açılarına yol açıyor.

Sözlü olan şarkıların muhteşem sesleri ise Melihat Gülses ve Dilek