Genç kız bol koşturmalı işlerini tamamladıktan sonra ofise dönüşte hem yorgunluk hem de kafasındaki düşüncelerin karmaşıklığıyla bir anda kendini Kabataş iskelesindeki çay bahçesinde denizi seyrederken buldu.
Neydi onu oraya sürükleyen. Aşk, iş, yorgunluk, umutsuzluk, mutsuzluk hangisiydi.? Aşkı kafasına takacak durumda değildi. Yalnızdı ve mutluydu. İşinden memnun değildi ama iş yaşamındaki dengesizlik ve adaletsizlik sonucu daha iyisini bulana kadar bunu yapmak zorundaydı. Evde oturup anne – babasının parasını yemek ona göre değildi. Bulduğu ve elinde olan işe burun kıvırmaya lüksü yoktu. Yorgunluk evet yorgundu, iş konusunda umutsuzdu ama mutsuz değildi. Peki, neydi onu oraya sürükleyen hem de iş saatinde?
“Ne Alırdınız?” diye soran garsonun sesiyle düşüncelerinden sıyrıldı.
“Çay” dedi. “Bir tane şekersiz çay.” ( Nitekim bir haftada verdiği 2 kg ‘yu geri almaya niyeti yoktu)
Garson elindeki çayla döndüğünde genç kız özlediği deniz kokusunu içine çekiyordu. Ne garipti değil mi? İstanbul’da yaşıyordu ama sanki yaşadığı şehirde deniz yokmuş ta deniz kenarına kışın ardından ilk kez gidiyormuş gibi davrandığına gülümsedi. Hava güneşliydi ancak deniz kenarında üşüdüğünü hissetti yinede giymedi montunu iliklerine kadar deniz havası işlesin istedi.
Yavaş yavaş çayını içerken kafasını sağa çevirdiğinde birden durdu ben bu adamı tanıyorum. Allah Allah dedi:) Ama yinede kim olursa olsun şu anki keyfini bozmadı. Kim olduğunu çıkarmak için. Bir müdet sonra saate baktığında 4’e geliyordu artık ofise kalan işlerine dönmenin vakti gelmişti. Çayından son bir yudum alarak kalktı çayın parasını ödedi ve sahilden uzaklaştı.
Önce Füniküler ardından metro ile dönüş yolundayken işte dedi döndün yine sıkıcı, boğucu keşmekeşin içine girdin. Az evvelkiler masaldı dedi ve ofise gelip çalışmaya devam etti.
Bu arada önce sahilde sonra metroda gördüğü adamları hatırladı evet onlardı. En çok sevdiği dizinin oyuncuları… Yuh dedi içinden daha var mıydı göreceğim diyerek gömdü kendini işlerin içine…
Bu arada masalı ya da hikâyeyi ya da saçmalığı irdelersek 2 kilo demiş ya genç kız yalan söylemiş bide onun 300 gramı varmış. Artık sağlıklı yaşamaya karar vermiş anlayacağınız. Gitmiş çay içmiş neden çünkü kahve yasakmış kendisine hatta sadece kahve değil çikolata, pasta ve tatlılarda yasakmış. O kadar ki kahve dünyası diye bir zımbırtının önünden geçerken içeriden gelen koku ve vitrindeki pastalar bile onu yolundan döndürememiş. Bu arada gördüğü adamlarda Turgay Aydın ve Ahmet Rıfat Şungar’mış:) Ah ulen çıkmazki karşımıza bir Berk Hakman bir Barış Koçak:):):) Yani genç kızın karşısına:)
Yani kızın ayrıca kim olduğu tarafımca bilinmemektedir:)


ben biliyorum kim olduğunu beni çay bahçelerinde aldatan o kız