...Kalpsiz...

Yollardasın evsiz..
Mutlu musun bensiz?..
Söyle bana sebebsiz...
Biter mi aşk?..
Yollardayım evsiz...
Bin dertliyim sensiz..
Söyle bana sebebsiz..
Affedermi aşk?..
.
.
.
Sen ağlama dedin..
Hani dönecektin...
Bir damla qözyaşım seninle bile qelmedi..


Youtuba'a Yasak:)


Ya artık yazarken bile gülüyorum ama.


3. Gün sonra tekrar açılacağını bile bile yasaklanmış yine. Valla beni bağlamıyor ben nasılsa yindede girmeyi biliyorum:)


Niçin Blog Yazıyorum? (Mim)

Bu soğuk ve karlı kış gününde birde mim dalgası almış başını gitmiş:) Alişko’nun başlatarak Optimist Glikoz Sheker’e pasladığı onunda MCS'ye pasladığı ondanda bana paslanan “MİM”imizin konusu Niçin blog yazıyorum?

Valla bu konuda oldukça sebep sayabilirim.

Niçin Blog Yazıyorum:) Hımm...

1) Söz uçar yazı kalır:) Buraya yazılarımı aktarırken taslaklarını arşivliyorum:) Bir nevi günlük oluyor benim için. İyisi kötüsüyle ileride açıp okuyabileceğim kâğıtlarım var artık:) Belki ciltletir kitap bile yaparım kendime özel:)

2) Yazmayı seviyorum ve eğer bunu kendi kendime net ortamında olmadan yazmaya kalksam bir yazarım iki yazarım sonra üşenmeye başlarım.Derken hiçbir şey yazmaz olurum. Yaşanılan güzelliklerde aklımda kaldığı şekliyle uçar gider:) Yani çok büyük bir kitlem olmasa da en azından okuyan insanların olduğunu bildiğim için bunu zorunluluk görüyorum ve yazmazsam rahatsızlık hissediyorum:)

3) Her insan beğenilmek takdir edilmek ister. Yazdıklarımı okuyan insanların olduğunu bilmek ve karşılığında yorum almak bana çok iyi geliyor:) Kendimi bir halt sanıyorum:) Hele moralim bozuk olduğunda süper oluyor:)

4) Burası benim. İstediğim her şeyi hiçbir kurala ya da zorunluluğa takılmadan yazabiliyorum. Özgürüm yani:)

5) İçimi döküyorum işte daha ne olsun:)

6) Hiçbir mali amaç gütmüyorum:)

Mim’i paslamak istediğim 2 insan var 1.si
Sensei’m Yağmur Bacum:) Niye çünkü maşallah cumaya giden bakkal amcalar bile döndü de o daha dönmedi de ondan:) 2.side Asena:)

"Aloo Beyazıt" :)

Ha bide tabi cuma günü Beyaz Show'da Şahan vardı. Hatırla Sevgili'den arta kalan zamanlarda ve o bitince takıldık yine biz Beyaz'a. Çok güldük tabi yine. Her zamanki gibi:)

Hele hele Şahan'ın Beyaz'ı işlettiği sahne süperdi:)

Buyrun sizde mahrum kalmayın. Hani izlemediyseniz:)

Daldan Dala Bir Özet:)

Öğrenci olmak istiyorum… Mümkünse öğretmen… Ya da çalışıp kendi ayakları üstünde durmayan biri… Hatta bebek, çocuk olmak istiyorum yeniden… Oda olmuyorsa tatil istiyorum ya ben:)

İsyanlardayım yine. Sabah tüm öğretmen ve öğrenciler ve çalışmayan herkes uyurken kalkıp işe gelmek çok zor geldi bugün bana.

Ee bu kadar isteksizliğe de aksiliklerde peşimi bırakmadı:) Her zamanki gibi o ölümcül çalar saatin sesiyle kalktım, rutin yüz yıkama yatak toplama işlemlerinden sonra sıra giyinmeye geldi. Dün çizmenin içine sokuşturduğumda paçaları ayağımı acıtan ee zaten sırf o paçaları yüzünden giymediğim pantolonumda anneannemle ufak bir oynama yaparak bermuda haline getirmiştik:) Hani çizmenin içine giydiğimde kimse fark etmeyecek benimde bileklerim acımayacaktı. Tabi bana yine pijamamı çıkarıp gece vakti pantolonu giymek zor geldiğinden göz kararı kestirmiştim:) Süprizzzzzzzzz çok kesmişiz paçaları haliyle çizmenin içinde filan kalmadı paçalar:) En sevdiğim kotum ıslak:) Diğerlerini beğenmedim ee ne yapacağım ben haliyle başka bir bermudamsı kotu giydim bu defada onun paçalarının yanları düğmeli olunca haliyle çizmenin içinde kötü durdu:) Mecbur dışında bıraktım çok kıroyum bugün:)

Neyse hadi bir şekilde giyindim bu defada otobüsü kaçırdım hem de 2 sini birden. Haliyle geçte kaldım. Aynı şekilde kardeşimde tatile girdi ama staj yeri tatilde de çalışmasını istedi işe gidecekti oda servisi kaçırmış ama o evde:( Bende evde olmak istiyorum:(

Şaka bir yana gelelim haftasonuna :)

Cumartesi günü canım arkadaşım bidenecik kankam Yasemin’imle buluştuk konuştuk:) güldük, gezdik eğlendik:) En son Edo’da sıcak çikolata içerken ben bayağı bir dolmuşum onu anladım. Anlattıkça anlattım hatta nerdeyse bir süre sonra ağlama moduna geçmiştim ki makyajımı dikkate alaraktan ağlamadım. Sebebim yine her zamanki iş mevzuları. Artık sizde alıştınız:)

Eve geldiğimde yine ablam bizdeydi ama zaten ben dışarı çıkarken de bizdeydi:) Neyse dönünce bir müddette onunla oturduk. Gerçi o yine enişteme sinirlenmişti. Bende her zamanki gibi yangına körükle gitmekle meşguldüm:) :) En sevdiğim şeydir de ablam enişteme kızdığında “A cidden ya böyleyse, ya cidden kardeşinin yanında değilse, ya harbi nerde bu acaba” şeklindeki takılmalarıma her defasında annemden gelen uyarıyla son veririm. Aslııııı Eşeğin aklına karpuz kabuğu düşürmesene, ne fesatsın”:)

Yine aynı akşam bizim Bloggünü tayfasıyla toplantımız vardı:) Toplandık, konuştuk yeni yeni bıcır bıcır kararlar aldık. Yepyeni format ve projelerle geleceğiz yine karşınıza az kaldı:) Gözünüzü bizden ayırmayın:)

Bide aynı gece bu sayfalarda kendisinden sık sık bahsedilmiş ve mazide kalmış biriyle ufak bir msn görüşmesi yaptık. Canı sıkkın gibiydi her ne kadar sorsam da nedenini söylemedi. “Hayat işte acımazız” dedi ve bende “evet ya hayat işte acımasız kimin karşısına ne zaman neyi ya da kimi çıkaracağı, ne zaman onlardan darbe yiyeceğini bilemiyorsun” şeklindeki ima(m) ile kendime yılın başarı ödülünü verdim. İçim ferahlamıştı kuş gibiydim:) Anlayanlar anladı bunun neden başarı olduğunu:)

Pazar günü ise hayrettir annemin “Aslı’m canım kızım, prensesim” sesleri arasında uyandırıldım. Sakin sakin, sessiz sessiz :) Genelde annem “Aslı hadi kalk öğlen oldu” diye bağırarak uyandırır da:)

Kahvaltı sonrası her ne kadar babamı sokağa çıkaramadıysak ta kendimiz çıktık. Ama asıl bomba biz dışarı çıkarken patladı. Cidden bombaydı. Çünkü düdüklü patladı:) Annemin haşlansın diye koyduğu canım fasulyeler mutfağın dört bir yanına saçıldı:) Allah korudu iyi ki mutfakta kimse yoktu ama ciddi komediydi:) Tek tesellimiz fasulyenin suda sadece haşlanmasıydı. Ya içinde salçalı, yağlı yemek olsaydı:)

Alışverişte ufak bir kazıklanma moral bozukluğu ile evimize döndük:) Gerçi evde daha beter bir moral bozukluğu ve bozulmuşluk vardı. Oda Sivassporun Fenere 4-1 yenilmesi oldu:) Babamın ligde iki takımı varda Biri Sivasspor, diğeri Beşiktaş:)

Akşamda televizyonumuzun bozulması sebebiyle ufak, minik 37 ekranda TV izleyemeyince ben attım kendimi Alias’ın büyülü dünyasına:) 2. sezonu almıştım ama daha izlememiştim. Başladım izlemeye 3 bölüm arka arkaya oh misler gibi Michael Vartan’ımı göre göre:) Çok heyecanlı bir sahnede bıraktım kendi kendime heyecan yapıyorum. Sonra minik cadıyla az oynadık:) Zaten malum erken kalkılacak yattım uyudum:)

Şimdi farkındayım yazı çok daldan dala ve ilkokul çocuğunun günlüğü tadında oldu ama idare edin ayaküstü bulduğum bir boşlukta yazıyorum bunları:)

Sevgilerimle…

İyi bir hafta dilerim:)



Takıntılarım...

Günler günler evvel Optimist Glikozum Shekerim beni takıntılarım konusunda mimlemişti ve ben bu konuyu öyle hemen 3–5 takıntıyla geçirmek istemediğim için bunca zaman bekledim.
Basitçe açıklamak yerine herkese sordum benim takıntılarım ne diye:) Ve beni iyi tanıyanlardan çok ciddi cevaplar aldım durumumun kritik olduğunu anladım.

Uzun zaman beklememin bir diğer sebebide. Az sonra benden duyacaklarınıza hazır olmadığınızı ve muhtemelen benim sayfama tekrar dönüp bakmayacağınızı bildiğimden kendimi buna hazırlamamdı.

Eğer bu yazıyı sonuna kadar okursanız benden nefret edeceğinize eminim:) Hem bak şimdi buda takıntı olur bende acaba okuyacaklarmı diye:)

Şimdi başlıyorum;

- Öncelikle benim ışığa takıntım vardır. Asla yattığımda ışıklı olan bir ortamda uyuyamam. Her gece mutlaka odamdaki bilgisayarın, dvdnin, televizyonun, modemin fişlerini çeker güneşlikleri de sıkı sıkı kapatırım ki sokak lambalarının ışığı odaya girmesin. Ufacık bir ışık bile uyumama engeldir. Aynı şey bir saat içinde geçerlidir. Tik-tak sesleri beni kıl eder:)

- Bir odada kesinlikle kapı açıksa da uyuyamam:)

- Aralık bırakılmış dolap kapağı ve yarı açık çekmeceli odada hayatta uyuyamam.

- Simetri takıntısı vardır bende. Koyulan ya da koyduğum şeyler asla yamuk ya da eğri olmamalıdır. Ama hastalık derecesinde takıntılı değilim buna. Yani şu şekilde değilim bir örnek vereyim;



Müjdat Gezen’in simetri takıntısı varmış. Savaş Dinçel bir gece Müjdat
Gezen’in evine gelmiş. Geç saatlere kadar oturmuşlar, sohbet, şamata, gırgır
v.s… Savaş Dinçel’in aklına bir fırlamalık yapmak gelmiş. Sabah karşı giderken,
pencerenin önüne gelmiş ve karşıdaki camii göstererek, “Müjdat” demiş, “Bu
camiin minaresi eğri valla!.. Sence de öyle değil mi?..” Sonra da çıkmış gitmiş.
Müjdat Gezen uyuyamamış, sabaha kadar camiin minaresine bakmış, gerçekten eğri
mi diye.

Neyse konumuza dönelim…

- Asla beyaz nevresim takımında yatamam. Özelliklede üstüme beyaz pike, battaniye, yorgan, çarşaf asla örtemem. Kendimi ceset gibi hissederim:)

- Kesinlikle ve kesinlikle sarı ve lacivert objeleri bir arada kullanamam. Lacivert kotun üstüne sarı kazak giyemem, nevresim takımında sarı ya da mavi ya da lacivert kullanamam aynı şey havlu ve benzeri şeylerde de geçerlidir, asla sarı lacivert ıvır zıvır alamam. Bu ciddi takıntıdır bende.

- Kırk yılın bir başı çamaşır asacaksam eğer her çamaşırı önce silkeler katlarım makineden çıkınca (bu aneminde takıntısı).Ardından asma işlemine geçerim burada da diğer bir takıntım açığa çıkar oda mandalların aynı renk olması:)

- Eğer yatağımın üstünde ya da içinde bir haşarat görürsem uzun süre o yatakta yatamam o odaya uğrayamam. Huylanırım:)

- Asla ve asla ıslak kazağa, yün ya da orlon life, yine aynı şekilde yün ya da orlon el bezine dokunamam. Giyemem.

- Terlik ve ayakkabıların ters durmasına asla dayanamam evdekileri düzelttiğim yetmezmiş gibi eğer apartmanda birinin terliği ters gelmişse ayağımla onu mutlaka düzeltirim:)

- Cevizi asla ağzıma sokmam. Aslında hiçbir sorunum yokken kendi kendime yarattığım bir takıntıdır ve artık alerji yapıyor. Psikolojik galiba:)

- Beşiktaş takıntım var:) Ona fanatiklik diyorlar ama bir çok arkadaşımın söylemlerinden sonra bende şöyle bir takıntı oldu:) Her yenildiğimiz matan sonra maça gittinmi yada izledinmi diye soruyorlar.Eğer evet yanıtını alırlarsa nolur sen ne izle ne maça git diyorlar:) Bu bende acaba sorusuna neden olmuyor değil. "Acaba uğursuz olan benmiyim":)

- Biriyle yan yana yürüyorsam mutlaka soldan yürümeliyim.

- Bir kitaba başlamışsam sevmesem bile onu okumadan diğer bir kitaba geçemem:)

- Bilgisayarın masa üstünde sürekli "yenile" yaparım:)

- En komiği bu galiba bütün havuç yiyiyorsam hani havuç iki tabakalıdır ya ortasından bir çubuk çıkar onu çıkarana kadar uğraşırım:) Önce dışı sonra içi:)

- Bir şeyden emin olduğum halde yinede kontrol etmek. Sınav kağıdı, kapı kilidi, ocak ya da kalorifer gazı gibi…

- Birine çok feci takıntım var. Onun evinde yemek yiyemem, su içemem, tabak çanağını kullanamam ki o bizde ise onun eşyalarına dokunamam. Çok yakın biri aslında ama asla ve asla onun oturduğu koltuğa oturmam. Eğer onda yemek yemek zorundaysam annem önce gidip yemekleri pişirir. Annemin pişirdiğinden emin olmadıkça yemem o yemeği. Sabah kahvaltısına gidiyorsak mutlaka herkesin bireysel yiyeceği bir şeyler alırım. Simit, poğaça gibi ve asla o kahvaltılarda çay içmem. Mutlaka kutu meyve suyu alırım.

- Bir Başkasının yazdığı notlardan asla ders çalışamam. Eğer çalışmak zorundaysam hem çalışır hem de kendim not yazarım baştan. Ardından ona çalışırım:)

- Gece yatarken duaları hep aynı sırayla okuyorum. Ve sanki birini unutsam o dualarımın hiçbiri kabul olmayacakmış gibi geliyor:) Sağ tarafıma yatamam ama duaları okurken mutlaka sağ tarafa dönerek ediyorum:)

- Sürekli kuşkucu olmak gibi bir takıntım var. Her şeyden kuşku duyarım. Buda ayrıca bana insanlara ya da objelere haksızlık ettiğim hissine kapılmamı sağlar. Ve çok üzülürüm. Bir yerde bir şey yemişsem eve de alsamıydım diye düşünür ve üzülürüm. Annem ve babam tartışıyorlarsa birinden taraf olmakta beni üzer acaba hakkımda annem/babam ne düşünmüştür diye takılırım:)

-Ve birde Tiziano Ferro takıntım var. Artık onu bilmeyende yok:)

Kısacası ben acayip takıntılı bir insanım. Ve sanırım buna tıp dilinde “obsesif” olma durumu deniyor:) Ama bunlar kalıcı olanlar bide geçici takıntılarım var. Bu saydıklarım daha bir kısmı düşündükçe dahası da çıkacaktır eminim ama ben saymak istemiyorum:)

Ve kimseyi mimlemiyorum bu kadar takıntılı insan blog alemine yeterli:)

Mutlu ve takıntısız bir gün dilerim…

Kızını Dövmeyen Dizini Döver Misali:)

Valla Çok güldüm ben:)

Mini Mini Bir Cadı:)

Daha evvel bi küçüklük resimlerimi eklemiştim bide söz vermiştim ilkokuldaki resimleri koyacağım diye.Arkadaşlarımdan edindiğim bir iki resmi koymadan geçmiyim dedim:) İşte minik cadı olduğum zamanlar:)


Bu resimde ben minicik bir folklor öğrencisiydim:) Balıkesir'de yarışmamız vardı.Daha doğrusu Kütahya'da birinci olup şehirlerarası yarışmada Balıkesir'e gitmiştik:) Ve orda 3. olmuştuk:) Ben çok ağlamıştım yine her zamanki gibi "Hakkımızı Yediler"diye:) Ama cidden öyleydi hala bu düşüncemden vazgeçmiş değilim:) Biz süper oynadık ama neymiş çalgıcının pantalonu lacivert değil siyahmış:) Bahaneye bak:):):) Ve burdaki resimdeki en az 3 arkadaşımı bulmuş vaziyetteyim:)



Burasıda okulun dumlupınar gezisinde çekildi.Ama beni görmeniz imkansız nerdeyse sağda üst tarafta sıkışmışım.Bi karaltı var işte o benim:)





Burda soldan üçüncü kişi benim:) Yani soldan 2. kızda diyebilirim:) En öde kafasında taç olan:):):) ama yani harbi yüzüm hiç değişmemiş:) De saçlarımı şimdi hatırlıyorum böyle uzun saçlarım vardı sonra okulda bitlenince annem kestirmişti saçlarımı:):) Bu uzamış hali:)


Burdada ortalarda biyerlerlerdeyim işte saçlarım gözüme gelmiş:)







Burdada yukarda taşın tepesinde duran sağdan 4. kişiyim mavi tişörtlü:):):) allahım ne ufakmışım:) Nasıl büyümüşüm bu kadar:)
Efetttt daha gelirse söz onlarıda koyarım:)





Kalbim...

Kalbim söyle ne oldu bize
Nasıl ihanet etti sözümüze
Ah kalbim sevmek iyi gelmez bize
Biraz çeksek bile çıkarız biz düze

Onu bir daha görmeyi inan istemezsin
Sana da acı verir bu son hallerim
Bilirim sen de benim kadar kolay silemezsin
Ama şimdi başka renkte bakıyor gözleri

Ağla kalbim ağla sen ağla kalbim ağla
Sus sesin duyulmasın içinden ağla
Ağla kalbim ağla sen ağla kalbim ağla
Sus sesin duyulmasın içinden ağla
İçinden ağla

Kalbim söyle ne oldu bize
Nasıl ihanet etti sözümüze
Ah kalbim sevmek iyi gelmez bize
Biraz çeksek bile çıkarız biz düze

Onu bir daha görmeyi inan istemezsin
Sana da acı verir bu son hallerim
Bilirim sen de benim kadar kolay silemezsin
Ama şimdi başka renkte bakıyor gözleri

Ağla kalbim ağla sen ağla kalbim ağla
Sus sesin duyulmasın içinden ağla
Sğla kalbim ağla sen ağla kalbim ağla
Sus sesin duyulmasın içinden ağla
İçinden ağla





Güne neden bu şarkıyla başladığım malum dünden ağzıma takılmışlığı.

Herkesin “ay sen onu izliyor musun ay yoksa İlhan Mansız’ı sever misin ay ne banalsin” şeklindeki söylemlerine rağmen ve inatla ben son 10 ya da 12 her neyse o kadar zamandır Doktorları izlerim. İzleyeceğim de konu o değil her ne kadar orijinali olan Grey’s Anatomy’i izlemiş ve artık replikleri dâhil her sahneyi adım gibi bildiğimden izlerken pek yabancılık çekmesem de dün akşam sanki ilk kez izliyormuş gibi sonunda bu şarkının da etkisiyle bayağı bir ağladım. Hala da dinliyorum ve her seferinde gözlerim doluyor. Zaten severdim bu şarkıyı akşamda bir aşkla bir ölümle filan harmanlanınca cidden içim şişti bayağı bir gerildim ve uzun süre kimse susturamadı beni:) Ağladım da ağladım. Zaten son zamanlarda var olan sulu gözlülüğüm iyice kendini gösterdi yine ve ota moka ağlıyorum. Çokta kötü oldum dün neyse bugün tüm gün bu şarkıyı dinlerim ben herhalde:)

Ha iyiyim ama dün ki ağlama krizi dünde kaldı:) Bugün biraz melankoli halindeyim olsun. Ama yinede keyfim yerinde…

Dün yazamadım. Ama hepinize mutlu bir hafta dilerim:)
.
:

Dipin notu: Cidden etrafımda ay sen onumu izliyorsun bunumu izliyorsun diye beni eleştiren bir dolu insan var hiçbirini takmamaktayım:) Napim yapacak daha iyi bir şey varsa onu söyleyin dediğimde ne bilim öyle saçma sapan şeyleri izleyeceğinde nette takıl dediler mi çok komik oluyorlar. Ha tüm gecemi nette çene çalarak geçirmişim ha TV izleyerek ne fark edecek ki:)

Bir Dip Not Daha: Ayrıca evet İlhan Mansız’ı severim. Kişiliğine ve başarısına hayran olduğum bir insandır. Ayrıca bir Beşiktaşlıyım ve dünde söyledim sırf sağ tarafta var olan kocamannnnn KARTAL dövmesi için bile sevilebilir o adam ve kendisini gördüm:) Dövmeyi değil İlhan’:) Seviyorum ya size ne:)

Yasakçı ve Sansürcü Zihniyet...


Youtube şuradaki sebepler sebebiyle birkez daha yasaklandı. Yasakçı ve sansürcü bir zihniyeti 21 Ocak 2008 Pazartesi günü (Bugün) saat: 11:00 de Sultanahmet Adliyesi önünde protesto edilecek ...


Benim katılmam mümkün değil ama katılabilecek olanlar için geçte olsa bir hatırlatma olsun bendende....

"Ti Amo Italians"

Şimdi sabah sabah nerden aklına geldi bu demeyin dün dedim ya dünya vatandaşı olmuşum artık beni her yerden okurlar bilirler. Birden yazasım geldi böyle bir konu:) İtalyan'ları sayfama daha çok çekmek için yaptım:)

Tamam, itiraf ediyorum “Yalan”

Feysbukta bana forwardlanan resimlere bakarken bir video yollamış arkadaşım onu izlerken çok güldüm ve İtalyanları ne kadar sevdiğimi bir kez daha anladım:) Sevmemdeki asıl sebep yok valla daha evvel adını binlerce kez telaffuz ettiğim insan değil:) Ben cidden İtalya’yı İtalyan’ları, kültürlerini filan çok severim. Hele de kavga eder gibi konuştukları dillerine bayılırım:)

Ama biraz araştırma sonucu yapılan tespitlerle İtalyan’larla ne kadar çok benzediğimizi görmem asıl sevme nedenimi de açıklamış oldu:)

Artık ben coğrafya ve tarihin doğal sonucu ve gelişimi sebebiyle aslında bu iki toplumun tek toplum olduğuna ve az evvel bahsettiğim sebeplerle hasbelkader onların Avrupalı Hıristiyan bizimse orta doğulu Müslüman olduğumuza inananlardanım yani :)

Şimdi,

- Kız isteme olayının bizdekinin light versiyonu olduğunu,
.
- Onlarında en az bizler kadar kalabalık düğünler yaptığını,
.
- Türklerdeki gibi güçlü aile bağlarının var olduğunu,
.
- En az bizler kadar konuksever olduklarını, (gerçi bu maddede şüphelerim var)
.
- En az biz Türkler kadar tez canlı (!) ve sıcakkanlı olduklarını,
.
- Yine en az biz Türkler kadar mübalağa sanatına yatkın olduklarını,
.
- Maçolukta bizim Türk erkeklerini aratmadıklarını,
.
- Çocukları çok sevdiklerinin,
.
- Son zamanlarda en azından bizde çok fazla kalmasa da büyüklere saygılarının,
.
- Akdenizli olma sebeplerinden bizler kadar Arap yağı bol bulduğunda raddesine getirdikleri
zeytinyağı tüketimlerinin,
.
- Sofra kültürlerinin,
.
- İktidardan şikayetçi olup bir dahaki seçimde yine aynı insanları seçmelerindeki ısrarlarının (süper tespit)
.
- Küçük ve büyük yolsuzluklar ile kriminal olayların hep gündemde kaldığının,
.
- Her iki milletinde erkeklerinin kadınlara öküzün trene baktığı gibi baktığının ama bizdekinin
taciz hatta kıroluk onlarınkilerinse centilmenlik ve iltifat sayıldığını,
.
- Trafikte yaptıkların en az bizimkilerin yaptığı kadar yanlış olduğunu,
.
Biliyor muydunuz?

Ben bu kadarını bilmiyordum :)
.
Bu bariz farkları şimdi birden video olarak izleyin kararı siz verin:)

)))))))))) TIKLA ((((((((((

Eeee nasıl haklıyım dimi?
.
Şimdi ben milletime bu kadar benzeyen bir toplumu niye sevmeyeyim bakın bir İtalyan’la bir arada yaşamak zorunda kalsam demek ki hiç yabancılık çekmeyeceğim.
.
Ne dersiniz? Haksız mıyım?
.

Ben en iyisi şu adamı affedip evleneyim:) :)

.
Haftasonuna az bir zaman kala eğer gün içinde uğrayamazsam mutlu bir haftasonu diliyorum :)

Düzeltme: Youtube'daki sansürleme sebebiyle videoyu değiştirdim.Ayrıca Bende biliyorum "Türk Bayrağı" Kırmızı - Beyaz, İtalyan Bayrağı Yeşil - Beyaz - Kırmızı :)

Dünya Vatandaşı...

Image Hosted by ImageShack.us

Dünya vatandaşı için binumum sözlüklerde acayip acayip şeyler söyleselerde yukarıdakii tablo ile bir dünya vatandaşı olduğumu kanıtlıyorum :) Yada hayran kitlemin Türkiye sınırlarını aştığını :)

Tatlicadica FanClub mı kursam acaba? Gülmeyin canım ne eksiğim var benim FanClub'ı olanlardan :) Şimdi çeşitli ülkelerden girişleri kimlerin yaptığını tahmin edebiliyorum:)

Mesela U.S'dan kimin girdiği belli.Ama yok Sayın "Corc Dabılyu Buş" merak etmeyin ben burda kendi siyasilerimizi atıp tutarım ama size laf çarpıtmıyorum vallahi sadece bi kere hakkınızda çıkan asparagas resimleri yayınlamıştımda siz beni uyardınız ben sustum valla adınızı ağzıma bile almıyorum :)

Fransa'dan Sarkozi diye tamin yürüttüm ama valla adınızı ilk defa şimdi anıyorum.Bana ne sizden ve sevgilinizden :) Yani girme lütfen bi daha bloğuma :)

Ama İtalya ve İngiltere'den kimin girdiği malum artık sizde biliyorsunuz kim olduğunu.Hadi bilmeyenlere örnek beni vampirle aldatan biri :) Daha fazla adını burada anmak ve kendisine prim yaptırmak istemiyorum nitekim adını yazdılarmı google amca buraya yolluyor :) Yok google amca valla bitti artık görüşmüyorum aramıcam sormucam :) Sende yani madem merak ediyorsun ara sorarsın demi :)

Neyse konu bu değildi konu;

Aklımın almadığı kumarhaneleriyle meşhur yada kumarhane başkenti yapılmaya çalışılan
Macau'dan niye ziyaret etmişler beni. Ne işim olur benim oralarla bi Hawaii'den bi Fiji'den filan girsenize... Oralardan beni davet edin uçak biletimi ayarlayın,kalacak yerim sizden olsun :) Şöyle en az 1 yıl filan valla hiç hayır demem :) Tatil yapayım azıcık :)

Uzun lafın kısası tümmm dünyaya beni izledikleri için teşekkürler... :)

Beni izlemeye devam edin:)

Bu arada
Sheker'in Mim'i hala aklımda unutmadım takıntılarım en kısa zamanda burada olcak:)

Analar Ne Evlatlar Doğuruyor :P

Tamam yeni nesil çocuklar maşallah pek bir olağan dışılar, ama bu kadarı da mümkünse gerçekleşmesin bu videodan öteye gidemesin. Zira biz erkeklere oluyor olan, sonuçta anne her halukarda karlı çıkıyor :P
Not: Wilkinson'ı traş bıçakları için böylesine keyifli ve kaliteli bir reklam yaptıkları için hayranlıkla kutluyorum ((:
Not2: Aslı Cadısı sözüm sana, Blogun elimde, sahip çıkmazsan bloguna müşteri bulur satarım parasıyla da gider iskender yerim :Ç

Bir Ürün Kaç Dakikada Paketlenir?

Image Hosted by ImageShack.us

Şimdi tamam kabul 3 iş gününde kargoya verilir diyorlar.

Bende sözleşmeyi okudum kabul ettim dedim de aklıma takılan sabah 10 gibi benim takip listemde kırmızı çerçeveye alınmış yazı gözüküyor sürekli.

Tamam kargoların çalışma şatlarınıda biliyorum genelde gönderilecek olan paketlerin alımlarına öğleden sonra başlanıyor saat 6'ya kadarda gelip alıyorlar.

Buna da tamam :)

Benim merak ettiğim bu ürünler kaç saatte paketleniyor ??????? :)

Çünkü sizin görmediğiniz kısımda yine aynı ekranda "ürün çıkışa hazır" yazıyor???

Nasıllll yaniiii:)

Ya şey tamam bu alışveriş yaptığım site bu alandaki en güvenilir sitelerden biri:) Eminim işlerinide en iyi şekilde yapıyorlar ama ben biraz sabırsızım onun için yazdım bu yazıyı.Hemenicik gelsin istiyorum:)

"Ceeeee-Eeeee"

Uzun zamandır yazmıyorum farkındayım böylesine uzun ayrılıklar yaşatmak bana göre değil zira doğama aykırı bir şey:) Zaten az daha yazmasam başıma bir şey geldiğinden şüphelenip karakolu filan aramanızdan korktum da bir "Ceeeee-Eeeee"diyeyim dedim:)

Bunun ilk ibaresini OmAr dan aldım ki hatta yakında “yazını sabah masamda görmezsem seni geçici olarak kapatacağım o olacak” demesinden korktuğum içinde bir şeyler yazma gereği duydum:) Zira bunu yapabilme yetkisine sahip olduğundan korktum:)

Ama itiraf ediyorum benimki azda özenti şöyle bir bakıyorum herkes bir susmuş durumda bugünlerde benim neyim eksik bende susarım dedim:) Kiminin sınavları, kiminin başka olayları var herkesin kendine göre derdi sorunu var sırf benimki kapris ondan yazmıyorum:)


Az evvel Asena’cığım funclub yapmışsın dedi havalara girdim:) Ondan baştaki saçmalıklarım ee alışmalıyım nede olsa yazın İngiltere’ye gideceğim inşallah Bugün Gazetesi beni seçecek dil kursu için gitmişken Tiziano ile barışacağım ve hop sonra şarkıcı sevgilisi olacağım yanında bu tip olaylara alışık olmak zorundayım değil mi ama:)

Dil kursu hikâyesi doğrudur yoğun baskılara dayanamadım ve kupon biriktiriyorum:) Kim bilir nereye kadar hiç beceremem ama:) Olurda çıkar falan neme lazım biriktireyim:) Burada dil kursu amaç değil araçtır biline:)

Offfff tamam çok saçmaladım farkındayım yoksa
Ya-Sin'in *** (konu değiştirme üç yıldızı) olayını mı uygulasaydım daldan dala saçmaladım ya konu bölmek için:)

Tamam, ciddiyim yazıyorum artık:)

Hafta sonundan beri doğru düzgün bir şey yazamadım gerçi çokta fazla nete girmedim de. Bugünlerde hepinize de oluyordur zaman zaman üretemez hale geliriz ya o haldeyim yazamıyorum bir şeyler yazsam da siliyorum çoğunu nitekim baştaki paragraflardaki gibi saçmalıyorum :)

Bu hafta sonumu daha çok annem ve anneannemin isteği doğrultusunda geçirerek hanım hanımcık elinden iş gelen kız moduna geçirdim ve atkı ördüm:) Beresi annemden bere güzel atkı berbat:) Nereye çekersen oraya gider halde:) Bide ip fazla janjanlı olmuş:)

Bu ara kendimi emlak piyasasına vermiş bulunmaktayım. Beylikdüzü’nde ne kadar satılık konut var hepsi benden sorulur. Ev alma niyetindeyiz de kesemize göre uygun şartlardaki evleri araştırma görevini bilmeden de olsa üstlendim şimdi beklentiler çoğalmış halde sürekli araştırıyorum:) Ama henüz bir sonuç alamamış durumdayız.

Bide yine araştırmacı haldeydim
Perili Köşk’ün sitesinde gördüğüm Twist&Shape’ i araştırıyordum 2 gündür sonunda almaya karar verdim:) Ve aldım malum kış iyice saldık kendimizi:) Bide “Bim” açıldı bizim evin tam karşısına:) Her gün oraya uğrayan gofretleri, kekleri alıp geliyor dur deme vaktidir:) Bayan olmanın kötü yanları işte:) Spora başlayacağım inşallah kargodan ürün gelince:) Gözüm mailimde sürekli ürününüz kargoya verildi maili bekliyorum:)

Onun dışında ortaokul ve lise arkadaşlarımla sohbet, muhabbet ve eski günlere dönüş konuşmaları yapıyoruz bol bol:)

Ve çok iyiyim, moralim yerinde, sağlıklıyım geçen haftaki umutsuzluk ve mutsuzluk yok üstümde yine bazı sorunlarım var ama iyiyim…

Hepinizin iyi olması da temennim:) Saçmaladım kafanızı şişirdim kusura bakmayın…

Sevgilerimle…

Aslı Cadısı:)

Soru?

Soru: "Sinema Operasyonu Denetim Elemanı"nedir?

22 Şubat'ta Sinemalarda...

Ersin Ölmez'in bloğuna bakayım diye girmemle beklediğim sevindirici bir haberide almış oldum:) Kasım ayında yazmış olduğum Recep İvedik:) yazısında Şahan'ın bu karakteri film haline getirdiğini yazmıştım:) Efendim film tamamlanmış ve 22 Şubatta vizyona giriyor:) Acayip sevindim ben dört gözle bekliyordum bu filmi:) Ersin izninle bi de ben yayınlıyorum fragmanı:)


"High Definition"

Bugün böyle teknolojik olaylara giresim geldi:)

Malumunuz her gün reklâm kuşaklarında gözümüze soka soka DigitürkPlus reklâmı yapıyorlar ve hani yanlış hatırlamıyorsam “Canımız O An Ne İzlemek İsterse Onu Gösteren Tivi” diye de lanse ediyorlar. Buraya kadar her şey normal.

Bizim evde sürekli babamla ben izleyeceğim sen izleyeceksin kavgası yapıldığından da bu hani kaydedip sonra izleme olanağını duyunca pek bir heveslendik nasılsa kullanıyoruz ne de olsa pek bir şey fark etmez değiştiririz dedik ve araştırdım bugün kendilerini:) Ama pekte düşündüğümüz gibi olmadığını fark etmem uzun sürmedi:)

Şimdi televizyonumuz plazma olmasa da yabana atılacak bir televizyon olmadığından uygun olur diye düşündük ama “Gong” yanlış cevap. Efendim bizim televizyonumuz plazma değil ve ayrıca High Definition (HD) özelliğine de sahip değilmiş hani istesekte alsakta fark etmeyecek. Ama hadi aldık diyelim bu defa da digitürk önce biz müşterilerine alıp almamak konusunda danışacakmış. Biz alıyoruz dersek satacakmış:) Şimdi ben fiyatını öğrenmemiş olsam aradıklarında annemle aralarında geçecek diyalog;


D: İyi günler ben Digitürk bilmemne bilmemnesinden bilmem kim. Aynur Koç ile görüşebilir miyim?

A: Benim buyurun…

D: Aynur Hanım biliyorsunuz biz Digitürk olarak yeni bir sisteme geçiyor ve siz isteyen müşterilerimiz için kayıt yapıyoruz. Ve bu konuda size bilgi vermek için aramıştık. Vaktiniz var mıydı?

(Çünkü önce kayıt alınacakmış. Hani şu çanta için aylar öncesinden isim yazdıran tipler var ya onun gibi olacak:))

A: Buyurun tabi… ( Hani almak istiyoruz ya ondan yoksa annem hayatta dinlemez)

D: Efendim falanca filanca şöyle böyle falan fıstık ehem köhem…

A: Aaa evet güzelmiş peki fiyatı nedir acaba biz bu uygulamaya geçtiğimizde ne kadar fark ödeyeceğiz?

D: "Efendim receiver'ımızı satın almanız gerekiyor. Fiyatı da 899 TL. HD yayınlarımızı izleyebilmeniz için de 9.90 YTL aylık abone bedelimiz var."

A: Hönkkkkk (!!!!!!!!!)

D: Kaydınızı alalımı mı efendim…

A: Aman yok kalsın. İyi günler… Çat…

D: Aynur Hanım?

Dıtttdıttttdıttttttttt

Evet, işte yanlış duymadınız tam tamına 899 Türk Lirası… Ayrıca her ay ödenecek 9.90 TL ( YTL 1.1.2008 tarihiyle sona erdi de) Yuh dedim, hatta çüş dedim:) Az evvel de annemi aradım anne arasana Digitürk’ü kayıt yaptır dedim ne kadarmış deyince de sen sırf recevere 899 öde. Bide arkasından plazma almamız lazım dedim:) Annemin tepkisini buraya yazamayacağım:) Sadece adam soymaya çıkmış bunlar cıkkk cıkk cıkkk kısmı en normal tepkisiydi:)

Efendim bide mevcut abonelerine her üye oldukları yıl için 40 TL indirim uygulayacaklarmış. İçim ferahladı:) Ayrıca bizi yakında digital yayın müşterisi ve analog müşteri şeklinde de ikiye ayıracaklar ve biz bu sistemi almayanlara da uzaylı gibi bakacaklar sanırım:)

Aman benim yayınım High Definition olmayıversin ne çıkar:) Ben uzaylı dostlarımızı severim zaten:) De Demek ki neymiş “Canımız O An Ne / Nasıl İzlemek İsterse Onu Gösteren Tivi” değilmiş. Önce araya sıkışan nerden baksan 2,500 TL’yi çıkarmak gerekiyormuş:)

Sms-Groups

Bu aralar bir tutukluk var üstümde daha evvelki yazılarda da bahsetmiştim zaten. Mazur görün beni bir gün yazarsam bir gün yazamıyorum filan. Neyse geldim ya işte yazayım bir şeyler.

Çeşitli platformlarda ve çeşitli şekillerde bazı okuyan arkadaşlar benim yazılarımı çok kişisel yazdığımı söylüyorlar ve bende her fırsatta buranın kişisel bir sayfa beklide günlük olduğunun altını çiziyorum:) Arasıra çeşitli konularda da yazılar yazarım yani o kadar da hakkımı yemeyiniz lütfen:) Mesela şimdi o yazılardan birine giriş yapacağım ama lafı uzatıyorum görüldüğü gibi maksat hani yazmıyorum olmasın:)

Efendim dün akşam yine her zaman ki gibi eve giderken kulağımda kulaklık (ki annem artık beni bu şekilde doğurduğuna iyice emin olmak üzere:) ) Alem Fm’de Nihat’la Sivrisinek dinliyorum orada bir telefon servisi ve mesajlaşma konusundan bahsettiler ki acayip hoşuma gitti. Sabahta gelince ilk işim o siteye girip araştırmak oldu:) Kafama da yattı açıkçası.

Şimdi sitemiz
Sms1230 ya da Sms-Groups Türkiye’de diyebiliriz ki dün akşam dinlediğim kadarıyla bu servis ilk kez Türkiye’de deneniyor.

Şimdi bayram, seyran, yılbaşlarında telefonumuzda ki neredeyse herkese mesaj atıyoruz değil mi? “Evet” ve her defasında hem emek, hem zaman, hem kontör ya da sms ücreti harcamıyor muyuz? “Evet” işte bu servis bunları ortadan kaldırıyor. Turkcell, Vodaphone, Avea telefonumuzun hattı ne olursa olsun kuracağınız ya da dâhil olacağınız bir gruptaki yüzlerce üyeye tek bir sms ücreti ya da 2 kontör ödeyerek mesaj atabilirsiniz.

Yani bir örnek vereyim ben şimdi telefonumda
Türk Blog Yazarları diye bir grup oluşturuyorum ve bunu size haber veriyorum sizlerde yine mesajla (ki bu üyelik mesajları tamamen ücretsiz) bu gruba kayıt oluyorsunuz. Üye sayısı atalım 300 kişi oluyor ve ben size bir haber vermek istiyorum bunun için telefonumun mesaj kısmına “Sevgili Türk Blog Yazarları, 5. Geleneksel Türk Blog Yazarları Buluşması 12 Ocak 2008 Cumartesi Günü Saat 16:00’ da Taksimoda Cafe’de. Katılmak isteyenler www.linkibol.com/tby adresinden kayıt formunu dolduruyorsunuz ve buluşuyoruz” yazıyorum ve tüm gruba yolluyorum. Hopppp benden giden kontör 2 okuyan 300 kişiden giden kontör sayısı 2 ve bitti. Artık toplantıdan da herkesin haberi var:)

Ayrıca grubu oluşturan sizseniz size internet şifresi de yolluyorlar ve üst tarafta verdiğim internet sitesine giriş yaparak grup içinde atılan mesajları ve dâhil olmak isteyenleri gördüğünüz gibi grubu ve grup içi mesajlaşmayı da takip ederek düzenleyebiliyorsunuz böylece saçma sapan mesajlarda engel olmuş oluyorsunuz. Ki zaten bunları engellemek adınada sistem 1 ay içinde en fazla 60 sms izin veriyor yani izniniz olmadan 60 mesajdan fazlasını alamazsınız.Yani eğer grubu kurduysanız admin sizsiniz:) Gruba atılan mesajlar önce sizin denetiminizden geçiyor. Yani bu gruba yalnızca siz değil tüm grup üyeleri mesaj yollayabiliyorlar.

Detaylı bilgiyi Sms-Groups Türkiye adresinden alabilirsiniz.

Bence oldukça güzel ve mantıklı bir servis ki bu tip servis veren çeşitli yerler var ama sanırım onlarla önce anlaşma yapmanız gerekiyor ve belirlide ücretleri var. Ama bu servis tamamen ücretsiz mesajlaştığınız kadar ücret ödüyorsunuz.Sabit bir ücretlendirme yok.

Eğer bir şimdi bir grup oluşturmak ya da gruba üye olmak istiyorsanız yapmanız gerekenler;

.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
..
.
.
.
.
..
.
.
.
.
..
.
Dip Not 1 : Verdiğim örnekteki toplantı yer ve zamanı doğrudur.Cidden o tarihte böyle ir toplantı vardır. Ben toplantıya katılmayacağım.Ama çok şey kaçırdığımın farkındayım:)
.
Dip Not 2: Bu tanıtımdan hiçbir ücret almayacağım.Maksat bilgilendirmek olsun:)
.
Dip Not 3: Bazı tanımlamalar ve resim www.sms1230.com sitesinden alıntıdır.

Benmişim...

İçimde kaleler inşaa ettim kırılmamak adına

Harcına gözyaşı döktüm daha da sağlam olsun diye

Şimdi yarattığım zindanlarda ışıksızım

Kaçtım kendime saklandım her küstüğümde

Vazgeçtim aynalardan vakitsiz uykularda

İnsan kendine rağmen yaşamayı bilmeli bazen




Sessiz...

Yaz(a)mıyorum…

Bugünlerde iyi değilim yine… Özellikle perşembeden beri bir acayiplik var üstümde. Hasta değilim, ama sürekli uyku halindeyim, uyumak istiyorum, uyusam uzun süre uyusam. Hatta uzun bir süre uyanmasam da sonra bir ara kalkarım halindeyim.

İçimden hiçbir şey yapmak gelmiyor…

İşe gelip gidiyorum… Günün 9 saatini hiçbir şey yapmayarak geçirip dönüyorum eve…

Bilgisayarı açıyorum, msnimi normalde yapmam ama çevrimdışı gösteriyorum. Bloğumu açıyorum, takip ettiklerimi okuyorum, varsa yorumları onaylıyorum, maillerime ve facebook hesabıma bakıp application’lara ignor çekip kapatıyorum.

Televizyon desen ne açarlarsa bakıyorum, izliyorum sözde ama aklım aşka yerlerde.

Arkadaşlarımı görmek, kimseyle konuşmak istemiyorum… Hiçbir şey paylaşmamak bu aralar ki isteğim…

Hayatımı sorgularken buluyorum genelde bu aralar kendimi. Neyim, kimim, nerdeyim…

Kâh son seneme gelmeme rağmen okulu bırakmaya karar veriyorum, kâh işten ayrılmayı ya da sevebileceğim başka uğraşlar bulmayı… Olmuyor bulamıyorum ve her defasında bunca yıl okumanın ya da hala okumaya devam etmenin bana koca bir hiçten başka bir getirisi olmadığını anlıyorum, bırakıyorum diyorum okulu…
SAÇMALAMA aldığım cevap oluyor her seferinde…

Saçmalıyorum bugünlerde… Hem de hiç olmadığı kadar aklıma çeşit çeşit düşünceler geliyor, yap(a)mıyorum… Yalnız hissediyorum kendimi, istenmeyen ya da dışlanmış. Bu hayatta bir amacı olmayan, yapacağı hiçbir işte başarı sağlayamayacak, yıllarca verdiğim emeklerin karşısında öylesine bir yaşam sürdürüp gideceğimi, kendi kararlarımla değil de başkalarının istek ve düşüncelerini, onların istediği hayatı yaşayacağım gibi geliyor bana artık… Hiçbir işe yaramadığımı hissediyorum…

Her gün sabah bugün iyi şeyler olacak diyorum kendi kendime değişen bir şey olmayınca yine dönüyorum düşüncelerime… İçimde hep bir bekleyiş var bugünlerde… Ama neyi beklediğimi de bilmiyorum…

İşte böyle bir ruh halindeyim son 5 gündür… Tek eğlencem Deniz :) … İyi sayılmayacak bir hafta sonu geçirdim ve bu ruh haliyle iyi bir hafta olacak gibide durmuyor. Buralarda olacağım yine… Ama sessiz...Sheker beni takıntılarım konusunda mimlemiş en kısa zamanda ona da cevabım gelecek uzun bir liste olacağına eminim nitekim dünyada benden daha takıntılı insan var mıdır bilmiyorum…
.
.
Hepinize iyi bir hafta dilerim...

Kar Yağıyor Karrrrr:)


Eda Abla kozyatağına kar yağıyor dediğinde çok üzülmüş hatta yorum olarakta;

.

Ya şu an Şişli’de de çok az yağıyor yani öyle kardan adam yapacak bir kar yok:) Gerçi kar zaten havada burada:) Valla keyfini çıkar Eda abla:)

.
.
Demiş işime gücüme devam etmiştim.Öğle arasında çıkıp yiyecek birşeyler alayım hazır karda yokken atkı bereye gerek yok diye çıktım dışarı:) Daha kapıdan çıkar çıkmaz kardan adam oldum:) Süper bir kar yağışı var şu an İstanbul Şişli'de:) Ağaçlar,arabaların üstü,evlerin balkon ve cam kenarları,çatılar,ağaç dalları ,sokakta yürüyen insanlar heryer bembeyaz:) Yılın ilk karınıda böylece görmüş olduk:) Şimdi doğudan yada karın her daim yağdığı bir yerlerden bunları okuyupta millete bak ne seviniyor 3 damla kar için diyebilirsiniz.Ama anca böyle kırk yılın başı görüyoruz biz bu karı:)
.
Allahım sokakta kalanlara,evi barkı olmayanlara acı ama nolur biraz daha yağsın:):):)
.
Not: İstanbul Meteoroloji Bölge Müdürü Mustafa Yıldırım "Kar yağışı bu gece ve yarın İstanbul genelinde devam edecek. Kar kendini yarın daha çok gösterecek ve Anadolu yakası ile kuzeydeki ilçelerde örtü oluşturacak. " demiş yupppiiiiii:):)
.

Sonuç?

Bu aralar en yeni geyik "yeni yılın ilk......" şeklinde devam eden geyikler. Ben de bu modaya uyanlardanım ve bu yılın ilk rüyasını da geçtiğimiz gece itibariyle görmüş bulunuyorum:)



Şimdi ablamın kayınvalidesi bizde sonra bir akrabalarının oğluyla nişanlanıp nişanlanmayacağımı soruyor bende kabul ediyorum:) ( Yuhhh bu kadar da meraklı olunmaz evlenmeye) Neyse anına bir yüzük çıkıyor ortaya ve çocuğun yokluğunda gıyabında benimle nişanlıyorlar:) Üstünden günler geçiyor ben hala görmüyorum kim olduğunu.Sonra adının Mustafa Kemal olduğunu kaç zaman sonra öğreniyorum yani merak bile etmemişim:) Uzun süre sonun da hala kim olduğunu bilmiyorum ve sürekli diyorum ki "aman bıktım beni üzenleri bu böyle olacak ben mutluyum" ( Tövbe tövbe ). Sonuç itibariyle ben uyanıyorum ve kim olduğunu öğrenememiş şekilde:)


Az evvel araştırdım rüyada nişanlanmak ne demek;

-Tanımadığın biri ile nişanlanmak; bir tehlike ile karsi karsıya kalacağınıza işarettir.

- Rüyada bir insanin nişanlandigini görmesi,bekar için evlenmeye; evli için, zor bir duruma düsecegine işarettir.

- Rüyada tanımadığınız birisiyle nişanlanmak, iyi bir haberle karşılaşacağınızı
gösterir. Nişan bozulması ise rüya tabirlerince pek hayra yorulmaz.

- Rüyada nişanlandığını görmek beklediği fırsatın geleceğine yorumlanır.


Şimdi sonuç itibariyle bu rüya iyimi kötümü karar veremedim:) Karar veremediğim tanımadığım birisiyle nişanlanmak bi yorum da iyi, bi yorumda kötü diyor?????
Sonuç itibariyle.Yaşayacakmıyım doktor beyyyyyyy.Bana nolucak????


A) Tehlikeyle mi karşı karşıyayım?

B) Evlenecek miyim?

C) İyi bir haber mi alacağım?

D) Beklediğim fırsat elimemi geçecek?

E) Hepsi

Yeni Yıl,Yeni Yıl,Yeni Yıl,Yeni Yıl Bizlere Kutlu Olsun:)


Evettt yeni yıl,yeni yıl derken girdik bitti bile yeni yıla:) Hepinize bir kez daha sağlık,mutluluk,sıhhat,eğlence,neşe,şans,başarı,bol para ve tabiki aşkların en güzellerini getirmesini dilerim:)

...

Geçen hafta sonundan beri pek yazıp çizemedim doğru düzgün oysaki cuma günü bir kaç başlık belirtmiştim:) Şimdi onlardan yola çıkarakta uzun bir yazı yazayım ben size:)

...

Öncelikle hepinizin de gördüğü gibi sonunda bende temalandım:) Çok sağ olsun Ömer'i uzun süre bu olmaz bu olmaz diye sinir ettikten sonra Yağmur'un değimiyle bitkisel hayata girmiş gibi olduğumuz yeşil temaya karar kıldık:) Tabi çok süper de bir banner ekledik mi buna çok daha güzel olacak:)

...

Sonra geçen hafta sonuna dönersek cumartesi sabahı taaa İzmir'lerden gelen ve gelmişken beni de görmek isteyen sevgili Sibel Abla ile buluşup kahvaltıya gittik beraber:) Ben cahili uzun zamandır Taksim'e gitmeyince nerelere gidelim diye düşünüp dururken börekçi bulduk bir adet ve yaklaşık saat 2'ye kadar börekçide hem tıkındık,hem de sohbet ettik:) Hayatımda tanıdığıma pişman olmadığım insanlar listeme bir kişiyi daha eklemenin mutluluğuyla o günü noktalasam da. Kendisiyle tanıştığım için çok mutluyum, iyi ki tanımışım ve iyi ki tanışma fırsatına eriştim:)

...

Pazartesi için her ne kadar tatil demiş olsam da vergilerin son günü olması sebebiyle malesef sabahtan kalkıp yine işe gittim saat 11 gibi işimi bitirdiğimde yine özgürdüm:) Hazır fırsat bu fırsat diyerek açık öğretim ile ilgili işlerimi hallettim.Öğrenci kimliğime bandrol yapıştırtıp,paso başvurusunda bulunmak gibi:) Allah’tan aradan çıkmış oldular:)

...

Malum yılbaşı günüydü dün ve bizde kendi çapımızda evimizde yılbaşını kutlayıp PTT yapacağımızdan az biraz annemin noel yemeği yapmasına yardım ederekten başladım yeni yıl etkinliklerine daha sonra işte klasik noel yemeğimizi yedik.Yılbaşı yılbaşı yine Acun'u izledik.Bu arada tabi ki de alkol etkinliklerimizde başlamıştı:) Anneannem hariç biz geri kalan ahali içtik valla ne yalan söyleyeyim ne saklayayım. Bizim evde şöyle bir özgürlük vardır babam karışmaz içki içmemize tek şartı evimizde için sokakta içeceğinize der. Ayrıca dünün yılbaşı olması şerefine miktar konusunda da serbest bıraktığından bizi:) Mübarek sapıttık dibini getirmeden şişelerin içimiz rahat etmedi:) Bir yandan içtik bir yandan tv izledik bir yandan da tombala oynadık:) Kazana kazana 2,5 lira kazanabildim:):) Aman işte maksat eğlence olsun:) Sonra tabi ki saatler 00:00'ı vurduğunda eski yıla bay bay yeni yıla merhaba dedik:) Bu yıl ablamın da olmayışıyla ilk yaptığımız telefona sarılıp onunla konuşmak oldu:) Gerçi hani yeni yıla nasıl girersek öyle olur mantığı var ya işte tam o saatte Deniz Cadısı kucağımdaydı demek ki yeni yılda Deniz bol bol kucağımda gezecek:) Şimdi düşünüyorum akşamı da gülerek girdim yeni yıla, içimin bir kenarı ailemizden bazı kişilerin yanımızda
olmaması sebebiyle burukta olsa mutluydum, umutluydum..Hala da öyleyim:) Bu yıl güzel geçecek inanıyorum.Çünkü artık fark ettim ki bizim elimizde yeni yılda yaşayacaklarımız:)

Babamın da yatmasıyla asıl yılbaşı başladı bizim için ne de olsa baba yani rahat olamadık pek yanında:) O yatınca biz içkinin ve gırgırın iyice dibine vurduk:) Vişneli,kolalı,redbullu derken ben fazlaca tükettim dün vodkayı ama vişnelide karar kıldım ve sonunda annem çarpılacağımı rengimin değiştiğini vurguladı ki ne kadar içtiğimi o an anladım:) Normalde içsem de 2 kadehi geç(e)meyen ben dün kardeşimle yarıştım mübarek:) Gerçi ondaki dayanaklılık bende olmadığından bir müddet sonra oturmam ve konuşmam normalken farklı olan kafamı sağıma yada soluma çevirdiğimde görüntünün birkaç saniye sonra geliyor olmasıydı :) Ki çok güldük biz akşam bu olaya:) Birde tabi onun Kenan Doğulu’ nun o an söylediği “Evlada meyhaneci artık kalamıyorum” u “Evlada meyhaneci artık alamıyorum” şeklinde söylemesi durumun iyice kopmasına ve her türlü geyiğin dönmesine sebebiyet verdi:) Gerçi benim birazda bu kadar içme sebebim yeni yılın ilk dakikalarında hayatımda eskiye dair var olan ve yeni yılda olmasını istemediğim bir insanın kendisini tekrar hatırlatmasıydı:)

Sonuç itibariyle güzel bir gece geçirsek de sabah aslında olayın çokta güzel olmadığını anlamamızla son buldu:) Kalktığımda acayip bir baş ağrısı ve boyun tutulması baş göstermişti:) Baş ağrısı tamam da boyun tutulması nedendi işte orası muallakta:)
<