Sabah sabah radyodan aldığım haberle cidden çok üzüldüm.Ama insanın kaderine yazıldımı ölümün yer,zaman ve mekan tanımadığını birkez daha gördüm.
Oldum olası uçakla seyahet ederim ama her seyahatimde de korkudan kalp krizi geçirek noktayada gelirim.Bunun en önemli sebebi ve etkiside Kıbrıs'a giderken tam uçak inişe geçtiğinde türblansa girmesidir ölüp ölüp dirilmiştim.Her bindiğimde daha uçağın kapısından adımımı atar atmaz binbir türlü felaket senaryosu yazmaya başlarım.Uçak kaçırılacak mı?,Düşer mi?,Bişey olurmu? diye diye yanımdakinin başının etini yerim inene kadar uçaktan.Aşağıya bakmaktan hiç hoşlanmam ama hep cam kenarına otururum:)Hafif sallandımı korkudan kalbim sıkışır ağlamaya başlarım. Genelde rengim kül,ellerim buz gibi midem bulanır şekilde ve ayaklarım titrerken inerim uçaktan.Yani genelde Atlasjet'in uçtuğum her seferinde çok renkli yolcularından biri olmuşumdur.
Şimdi düşünüyorumda acaba bende o uçakla yada aynı pilot ve uçak görevlileriyle uçmuş muydum? Hayat çok garip..Türü tesadüflerle türlü acılarla herkesin yaşamı biyerde bir gün birileriyle kesişiyor ve bir şekilde zaman mekan tanımadan son buluyor işte.Ölüm geldimi tüm çıplaklığıyla ve soğuk yüzüyle kendini gösteriyor.
Okudukça haberleri hep kendi korkularım geliyor aklıma ve işte benim korkularımla yüzleşen birileri var.Nasıl bişeydir neler yaşıyorlar o saniyelerde.Neler geçiyor akıllarından,gözlerinin önüne neler geliyor? Kimbilir...Bunları düşünmek bile istemiyorum.Allah herkese ölümünde hayırlısını versin dedikleri bu işte..Uçak korkum bir kez daha depreşti uzun süre uçabileceğimi sanmıyorum.Artık güvenmiyorum.
Allah tüm ölenlere gani gani rahmet eylesin ve kalanlara dayanma gücü versin...

